Doç. Dr.  Dilek Yiğit Doç. Dr. Dilek Yiğit

Hollanda'da Bir "Eurosceptic" ve NEXIT

20 Aralık 2016
Hollandada Bir Eurosceptic ve NEXIT

15 Mart 2016 tarihinde Hollanda’da genel seçimler gerçekleştirilecek. Siyaset uzmanları, Hollanda’da Avrupa şüpheciliğinin (Euroscepticism) hızla artmakta olduğuna dikkat çekiyorlar; özellikle de konu göç ve terör olunca, Hollanda hızla aşırı sağa kayıyor.

Üstelik ABD başkanlık seçimlerini Trump’ın kazanması Avrupa’nın genelinde olduğu gibi Hollanda’da Trump’ın söylemlerine paralel popülist aşırı sağ söylemlerin halk tarafından benimsenmekte olduğu gerçeğine işaret ediyor;  bunun anlamı aşırı sağ Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders’ın ülkenin yeni lideri olabilecek olması.

Geert Wilders bariz bir Avrupa şüphecisi (Eurosceptic). Avrupa Birliği bayrağını eline alıp, on iki yıldızdan birini kesip çıkarmış bir lider. Hollanda’nın Birleşik Krallık örneğini takip etmesini, yani Hollanda’da Avrupa Birliği’nden ayrılmak için referandum yapılmasını istiyor.  Avrupa Birliği’nden ayrılma referandumu önerisini üç şekilde meşrulaştırıyor. Birincisi, Avrupa Birliği üye devletlerin egemenliklerini kısıtlıyor; oysa her devlet egemenliği konusunda hassas olmalı. İkincisi Hollanda halkı, ülkelerinin Avrupa Birliği üyeliğinin devamı üzerinde söz hakkına sahip olmalı. Üçüncüsü üyelerin ekonomi, maliye, dış politikalarına karışan Brüksel’deki “seçilmemiş siyasilerin” etki alanından çıkılmalı.

Geert Wilders’ın bu “Eurosceptic” tavrı ve söylemleri, Avrupa’daki herhangi bir  popülist, aşırı sağcı parti liderinin Avrupa Birliği karşıtı söylemlerinin aynısı. Yani Wilders Avrupa Birliği konusunda siyasi akrabalarının sözcülüğünü yapıyor adeta.

Avrupa Birliği’nin üye devletlerin egemenlik alanlarını kısıtladığı bir gerçek; zaten Birliğin supranasyonel özelliği büyük ölçüde buradan geliyor. Hollandalıların ülkelerinin Avrupa Birliği üyeliğinin sürdürülmesi konusunda söz sahibi olmak istemesi de gayet normal bir durum; neticede her bir Hollandalı, diğer Avrupa Birliği vatandaşları gibi, Birlik organlarının aldığı kararların oluşturduğu Avrupa hukukunun doğrudan süjesi; dolayısıyla ülkelerinin üyeliği konusunda söz hakları olmalı.

Ancak  mesele Brüksel için bu kadar basit değil. Geert Wilders’ın iktidara gelmesi, Brüksel için Avrupa entegrasyonuna, Avrupa ortak politikalarına Hollanda’nın meydan okuyacağı bir sürecin başlangıcı demek. Bu süreç Hollanda’nın Birlik’ten ayrılmasını ifade eden NEXIT yolunu açabilir.

NEXIT’ın anahtarı Geert Wilders’ın elinde ve seçim anketleri bu  anahtarı elinde sallayan Wilders’ın önde gittiğini gösteriyor. Anket sonuçları doğru tahminde bulunuyorsa, Wilders’ın partisi genel seçimler sonucunda 150 sandalyeli parlamentoda 36 sandalye elde edecek.

NEXIT, Avrupa Birliği açısından BREXIT’e nazaran daha hassas bir konu. Zira Hollanda Avrupa Topluluklarının kurucu üyesi ve entegrasyona en bağlı devletlerden biri olarak biliniyor. Birleşik Krallık ise Avrupa entegrasyonunu sulandırma eğilimli, “Truva Atı” ve “opt-out’ların efendisi”. Dolayısıyla BREXIT, Therese May’in ifadesiyle, BREXIT demek; ama NEXIT sadece NEXIT değil, Birliğin çözülme sürecinin başlangıcı anlamına gelme riski barındırıyor.

Hollanda’da Geert Wilders iktidara yürürken, Brüksel NEXIT üzerinde çalışsa iyi olur; BREXIT de olduğu gibi hazırlıksız yakalanmak istemez. Ya da Avrupa Birliği üyeliğini sürdürecek Geert Wilders liderliğindeki Hollanda’nın Avrupa Birliği’nin hem iç hem dış politikası açısından ne ölçüde sorun olabileceği üzerinde düşünmeli.  

Yorumlar