Dr.  Kader Özlem Dr. Kader Özlem

Siyasallaşan ama Tescillenmeyen “Dost”

10 Temmuz 2016
Siyasallaşan ama Tescillenmeyen “Dost”

Kasım 2015’te Türkiye’nin Rus jetini düşürmesinin ardından Türkiye yanlısı deklarasyonu okuması nedeniyle Bulgaristan’da üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH)’nin Onursal Genel Başkanı Ahmed Doğan tarafından partiden ihraç edilen eski Genel Başkan Lütfi Mestan’ın beraberindeki 5 milletvekiliyle birlikte kurduğu DOST partisi Sofya Şehir Mahkemesi tarafından tescil edilmedi. DOST’un tescil edilmemesine ana gerekçe olarak partinin açılımı Bulgarca “Демократи за Отговорност, Свобода и Толерантност (Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü için Demokratlar)” kelimelerinin baş harflerinden oluşan “DOST”un Türkçe olması gösterildi. Ayrıca mahkeme kararında DOST’un etnik temelde bir parti olduğu ve bunun 1991 Bulgaristan Anayasası’nın 11. maddesine aykırılık teşkil ettiği belirtildi.[1]

Mantıksal Açmazlar

Sofya Şehir Mahkemesi’nin söz konusu kararı kendi içinde bir dizi tezatlığı barındırmaktadır. Birincisi, Hâkim “Dost” kelimesine Bulgarca Etimolojik Sözlük’ten bakmakta ve “Приятел=Arkadaş” anlamına gelen Türkçe kökenli (Farsça’dan gelen) bir sözcük olduğunu ileri sürmektedir. Bu durumun Siyasi Partiler Kanunu’nun 6. maddesinin ihlali olduğunu belirtmektedir. Partinin kısaltılmış adına dikkate alan Hâkim, DOST kelimesinin Bulgarca hangi sözcüklerden oluştuğuna ve içerdikleri anlamlara yoğunlaşmamaktadır. İkincisi, eğer yabancı dilden geçen bir kelime Bulgaristan’da parti adı olarak kullanılmayacaksa hâlihazırda Bulgaristan’ın en büyük siyasi gücü durumundaki GERB partisinin adı Almanca kökenlidir. Aynı durum aşırı milliyetçi parti ATAKA ve eski milletvekili Emil Dimitrov’un İtalyanca kökenli BASTA partileri için de geçerlidir. Söz konusu partilerin tescil edilmelerine karşın DOST’un tescil edilmemesi çifte standartlı bir uygulamayı işaret etmektedir. Diğer bir deyişle Bulgar yargısı kendisiyle çelişmektedir. Üçüncüsü Türkçe Bulgaristan için yabancı bir dil değildir. Öyle ki Türkçe 600 yıldan daha fazla bir süredir Bulgaristan’da yaşamaktadır. 108 yıl önceye kadar resmi dil olarak Bulgaristan topraklarında kullanılmış olup etnik gruplar itibarıyla hâlihazırda ülkede en fazla konuşulan ikinci dil durumundadır. Hâkim Türkçe’yi yabancı bir dil olarak tanımlamakla tarihi bir hataya imza atmaktadır.

Dördüncüsü, Bulgaristan Anayasası’nın 11. maddesi etnik temelde partiler kurulamayacağını öngörmesine istinaden DOST’un tescil edilmemesi tutarsızlıktır. Öyle ki DOST etnik bir parti değil, bilakis partinin genel başkanı Mestan tarafından da ifade edildiği üzere üyelerinin yüzde 20’si Bulgarlardan oluşmakta ve değişen oranlarda ülkedeki diğer etnik gruplardan da partinin kurucu üyeleri bulunmaktadır.[2] Dolayısıyla yasanın ruhuna uygun bir durum söz konusu olmasına karşın, Hâkimin söz konusu maddeyi art niyetli olarak yorumladığı ortaya çıkmaktadır. Beşincisi, belirtilen maddede yer alan düzenleme bağlamında Bulgaristan Anayasası’nın ve Siyasi Partiler Kanunu’nun ülkenin çok etnili yapısından kaynaklı mozaik görüntüsüne aykırı olduğu ve bunun değiştirilmesi gerektiği açıktır. Zira söz konusu Anayasa maddesi ile ilgili Kanun mevcut ihtiyaçlara yanıt vermemekte ve ülkedeki etnik grupların kendi kimlikleri doğrultusunda siyasi örgütlenmelerini engellemektedir. Dolayısıyla bu uygulama Bulgaristan’ın taraf olduğu Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi’nin ruhuna aykırılık teşkil etmektedir. Altıncısı, siyasi partilerin etnik çizgide faaliyet göstermesi konusunda hassasiyeti olan Hâkimin DOST’a ilişkin aldığı kararla daha önce Bulgaristan yargısının isminden de anlaşılacağı üzere “Evroroma” ve diğer Roman partilerinin (Drom, Esi, OPS, Solidarnost, Edinstvo) tescilini gerçekleştirmesi tezatlık içindedir.

Kararın Anlattıkları

Sofya Şehir Mahkemesi’nde alınan bu karar Türklere karşı önyargının göstergesi olarak değerlendirilebilir. Zira her ne kadar etnik çizgide olmasa da Türk azınlığın inisiyatifiyle kurulan ve Bulgaristan partisi olmak isteyen DOST’un tesciline yargının mantıkla pek bağdaşmayacak gerekçeler ileri sürülerek engel olduğu görülmektedir. Diğer etnik grupların siyasi oluşumlarına gösterilen hoşgörüye karşın, Türk azınlık mevzubahis olduğunda adalet mekanizmasının sağlıklı çalışmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu karar hukuki olmaktan ziyade siyasi ve ideolojik bir karardır. Öyle ki bu kararla yargının siyasallaştığı bir durum ortaya çıkarken, anti-demokratik özellikleriyle beraber ideolojik açıdan Bulgar milliyetçisi refleksleri de bünyesinde barındırmaktadır.

Öte yandan, Sofya Şehir Mahkemesi’nde tesis edilen kararla Bulgaristan siyasetinde Türklerin dışlandığına yönelik bir algı oluşturmuştur. Süreç analizi bağlamında 26 yıllık icraatlarıyla gerek Türk azınlığın haklarına ilişkin ortaya somut bir şey sunamaması gerek Mestan’ın ihracı ve sonrasındaki gelişmelerde Türkiye karşıtı bir tutum içerisine girmesi gibi esasa ilişkin nedenler HÖH’ü artık Bulgaristan Türklerinin partisi olmaktan çıkarmıştır. Dolayısıyla DOST’un tescil edilmemesi bu algıyı pekiştirmektedir.

Karar aynı zamanda küresel arenada devam eden Avro-Atlantik eksenle Rusya arasındaki güç mücadelesinin Bulgaristan’daki boyutunu da yansıtmaktadır. DOST’un Avro-Atlantik eksene olan yakınlığına karşın, BSP, HÖH, Bulgar milliyetçisi partilerin Rus yanlısı tutumları aşikârdır. Hatta Rusya’ya yakın olan kanada merkez sağ partiler içerisinde göz ardı edilemeyecek sayıda siyasi de dâhil edilebilir. Bu bağlamda, NATO ve AB üyesi olan Bulgaristan’da bu örgütlerin ideolojisini benimseyen DOST partisinin tescil edilmemesi, Sofya yönetiminin mevcut siyasi aidiyetinin ve tarafının sorgulanmasına yol açmaktadır. Son dönemde Sofya yönetiminin Rusya açılımı ile kararın zamanlaması arasındaki bağıntı da göz ardı edilmemelidir.

DOST partisinin tescil edilmeme kararının kamuoyuyla paylaşılmasından kısa bir süre sonra Bulgaristan Başbakanı Borisov’un girişimde bulunarak Türk mevkidaşı Binali Yıldırım’la telefonda görüşmesi konunun hassasiyetini yansıtması açısından önemlidir. Görüşmeye dair basında yer alan haberde[3] ikili siyasi ve ekonomik konuların ele alındığı belirtilmekle birlikte, doğrudan DOST konusuna atıf bulunmamaktadır. Ancak Başbakan Yıldırım’ın görüşmede “soydaşların haklarının, refahının korunması ve geliştirilmesi” vurgusunda bulunması DOST’a ilişkin bir mesaj niteliğinde olup, Borisov’un elinden gelen desteği vereceği taahhüdü de önümüzdeki süreçteki rolünü ifade etmektedir. Esasen Borisov hükümeti Suriyeli mülteciler, NATO’nun Karadeniz gücü gibi öncelikli konu başlıklarının olduğu bir dönemde DOST’un tescil edilmemesi hususunda Türkiye’yi karşısına almak istememektedir. Dolayısıyla görüşmenin Borisov’un kendisini anlatma ihtiyacından doğduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda bir üst mahkemede kararın temyiz edilmesi ve DOST’un siyasi bir parti olarak kaydının yapılması olası gözükmektedir.

Özetlemek gerekirse, DOST partisinin Sofya Şehir Mahkemesi tarafından tescil edilmemesine ilişkin kararı kendi içerisinde çelişkileri barındırmaktadır. AB ve NATO üyesi olan bir ülkede Avro-Atlantik bir çizgide hareket eden bir siyasi partinin kaydedilmemesi Bulgaristan demokrasisinin ve siyasetinin mutlak zafiyeti olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede DOST partisinin gerek tescilinin gerek parti ideolojisi noktasında faaliyetlerinin Bulgaristan’ın Batılı değerleri içselleştirmesinde ve demokratik gelişimi bakımından mesafe kat etmesinde önemli bir misyonu yerine getireceği anlaşılmaktadır.

[1] Sofya Şehir Mahkemesi’nin gerekçeli kararı için bkz. http://scc.bg/wp-content/uploads/2016/07/%D0%A0%D0%95%D0%A8%D0%95%D0%9D%D0%98%D0%95-%D0%94%D0%9E%D0%A1%D0%A2.pdf, (e.t. 08.07.2016.)

[2] “Mestan: Nyama Razlika Mejdu Turski i Bılgarski Polititsi, Kogato Govoryat za Mayçinia Ezik”, Dnevnik, 11 April 2016.

[3] “Başbakan Yıldırım, Barzani ve Borisov ile Görüştü”, Anadolu Ajansı, 08.07.2016, http://aa.com.tr/tr/turkiye/basbakan-yildirim-barzani-ve-borisov-ile-gorustu/604460, (e.t. 09.07.2016).

Yorumlar