Şanlı Bahadır Koç Şanlı Bahadır Koç

Trump'ın Başarılı Bir Başkan Olmasını Zorlaştırabilecek Kusur ve Eksiklikleri

30 Ocak 2017
Trumpın Başarılı Bir Başkan Olmasını Zorlaştırabilecek Kusur ve Eksiklikleri

Trump’ın zihinsel melekeleri hakkında yorum yapacaksak bile belki de zekayı bu işin dışında tutmalıyız.

Çünkü zeka tanımlanması ve ölçülmesi o kadar da kolay bir şey değil aslında.

İnsanlar Trump’a duydukları yakınlık ve sempatinin derecesine göre onu zeki bulabilirler ya da pek fazla öyle görmeyebilirler.

Biz o hataya düşmeyelim.

Trump’a gözlemlenmesi daha kolay açılardan bakmaya çalışalım.

 

Donald Trump çok bilgili bir insan değil.

Bilgi kaynağı yakın zamana kadar büyük ölçüde televizyondu.

Başkan olduktan sonra artık sabah programlarını eskisi kadar rahat ve uzun seyredememekten şikayetçi.

Sabahları yine 3-5 gazeteye baktığı söyleniyor.

Ayrıca beğenmediği yazarları, ünlüleri, gazete ve televizyon programlarını twitter üzerinden azarlamasından da neleri takip ettiğine dair bir fikir edinebiliyoruz.

 

ABD Başkanı’nın son yıllarda bir kitabı baştan sona okuduğuna dair elimizde hiçbir kanıt yok.

Buna üstünde yazar olarak adı olan kitaplar da muhtemelen dahil.

 

Donald Trump entelektüel biri de değil.

Belki bir başkanın ille de entelektüel biri olması da gerekmiyor ama hiç değilse entelektüel ilgileri ve birikimi olması fena olmazdı.

 

Trump fikirlerle, kavramlarla, modellerle, teorilerle ama en önemlisi tarihle düşünen biri değil (gibi sanki).

Gerçi “teoriyle ilgilenmiyorum” diyen insanların da kafasında bazen kendilerinin de farkında olmadığı teoriler, önkabuller, önyargılar, imajlar, zihinsel “kısayollar” mutlaka vardır.

Bunların farkında olmak, bunları zenginleştirmek, çeşitlendirmek ve tek bir ya da benzer türde teorilerin tutsağı olmamak önemsiz birşey değil.  

 

Entelektüel liderlerin bazı dezavantajları da olabilir tabii.

Dünyayı sadece ya da büyük ölçüde fikirler, ideal modeller, geçmiş örnekler üzerinden algılayan liderlerin de pratik yönleri zayıf olabilir.

Bu tür liderler bazen dünyayı idealize edilmiş ve estetize edilmiş teorilere uydurmaya çalışırken hayatın kendisi ve gerçekler yanlarından geçip gidebilir ve hatta bazen onlara omuz da atabilir.

Teoriler, en iyileri de dahil, hayatın karmaşıklığını, değişkenliğini, muğlaklığını ve belirsizliğini tam olarak yakalayamaz.

Ama dünyaya çok büyük ölçüde entelektüel gözlüklerle bakanlar bazen bunları unutabilirler.

Ve bu unutma bazen çok önemli ve hatta hayati önemde hatalara sürükleyebilir insanları (ve tabii liderleri).  

Ama yine de Amerikan başkanlığı gibi önemli, karmaşık, ciddi ve çok boyutlu bir göreve gelenlerin bir parça "entel-dantel" yönleri olması görevlerini daha iyi yapmaları için gerekli olabilir.

 

Aslında en önemli entelektüel meziyet konuları derinlemesine, çok boyutlu, interaktif ve uzun dönemli düşünebilme ve tartabilme yeteneğidir.

Bu meziyete sahip olmak için çok kitap okumak falan gerekmiyor ama doğru kitaplar insanı bu yönde hazırlayabilir.

Neyse, Trump o tür biri değil işte.

 

Trump meseleleri derinlemesine anlama ihtiyacı duyan biri değil.

Sadece konuşması bunun tersi değil, meselelere yaklaşımı da öyle (gibi).

 

Trump kendi adını taşıyan, ne kadar başarılı olduğu tartışmalı da olsa ciddi büyüklükte bir şirketin sahibi.

Ama bu bir aile şirketi.

Halka açık, hissedarlara hesap veren, büyük ölçüde profesyonel olarak yönetilen bir şirket değil Trump’ınki.

Öyle olsaydı Trump’ın daha modern ve organize bir lider olması gerekebilirdi.

Ama değil.

 

Trump’ın düşünme, planlama, hesap yapma, uygulama, uygulamayı takip etme, titiz olma, konsantrasyon, ayrntılara hakimiyet olma ama yine de yetkileri yetenekli ve “doğru” personeli bularak onlara devretme, onları etkin şekilde denetleme gibi yeteneklerinin de çok gelişmiş olmadığı söylenebilir (belki subjektif bir bakış açısıyla.)

 

İş hayatı tecrübesinin ülke yönetmek için ne kadar gerekli olduğu tartışılan bir konudur ama herhalde bu tür bir tecrübe zararlı da değildir iyi bir başkan olmak için.

Ama işte iş hayatı tecrübesinden Trump’ı iyi bir başkan yapmak için o kadar şey kalmamış gibi sanki.

 

Trump’ın en önemli eksikliklerinden biri (belki karakterinin bu tür bir makam ve görev için uygun olmamasından hemen sonra) bir devlet tecrübesi olmaması.

Devlette yöneticilik yapmak farklı bir şey.

ABD gibi dünyanın dört bir tarafında top koşturan bir devletin başında olmak, sürekli krizlerle boğuşmayı gerektirdiği gibi, belli bir “dile,” tarza ahip olmayı da gerektiriyor.

Herşeyden önce kendi devletinizin nasıl işlediğini -tamamen değilse önemli bir ölçüde- biliyor olmalısınız.

Bu devletin yetenekleri neler, alışkanlıkları neler, onu harekete geçirmek için napmalısınız, bu devletin zaafları, eksikleri nedir, bunları 2.3. elden duyarak değil yaşayarak gelmeyen kim olsa başkanlık görevinde bocalar.

Bunun farkında olmak, bu eksiği kapatmak için çaba göstermek, olabildiğince çok farklı kişiye danışmak sözkonusu açığın kapatılmasına yardımcı olabilir.

Ama Trump bu eksiğinin gerçek anlamda farkında olan biri de değil.

O devlet dışı olmayı katıksız bir üstünlük olarak görüyor.

Muhtemelen o nedenle de kabinesini ve çevresini işadamlarıyla doldurdu.

 

Gençliğinde kısa da olsa bir askeri okul tecrübesi olduğu için belki de kilit birçok yere askerleri de getirdi.

Yakın geçmişte olmayan kadar çok sayıda askeri.

Bu askerler, aralarında Ulusal Güvenlik Danışmanı gibi karakter olarak açıkça görevine uygun olmayanlar olsa da, Trump’a bir parça devlet tecrübesi aktarabilirler.

Ama tabii askeri tecrübe devletin içinde olanların önemli de olsa sonuçta küçük bir kısmı.

 

Trump’ın etrafında bürokratik tecrübeyi akademi, hukuk, iş dünyası vs ile zenginleştirerek harmanalayabilecek çok fazla sayıda insan yok.

Elbette her zaman değilse de ABD’nin son 70-80 yıllık tarihinde en başarılı devlet adamları bunlardan çıkmıştır oysa.

 

Trump’ın başarılı bir başkan olmasının önündeki önemli bir engel de bu görev için hazırlıklı olmayışı.

Yanılıyor olabilirim ama Trump’ın arasında temelden değiştirmeyi tasarladığı olanlar da dahil birçok konudaki bilgi dağarcığı 3-5 cümleden fazla değil.

Bu cümleler de genelde slogan, refleks, önyargı ve kulaktan dolma bilgiler düzeyinde.

 

Trump en az 20 küsür yıldır Başkan olmayı kafasında tartsa da bu amaç için bir ekip oluşturmuş ve ciddi bir zihinsel hazırlık yapmış biri değil.

Birkaç istisna konu hariç, ABD’nin temel meseleleri nedir, bunlar hakkında daha önce kim neler dedi ve yaptı, bugünkü noktaya nasıl gelindi gibi soruları çok sormuş değil.

Trump’ın içgüdüsel olarak gelir, güvenlik ve statü kaybı yaşamış çalışan beyaz sınıfın endişe ve kızgınlığını iyi yakalamış olduğu açık ama bu konudaki literatürü bildiğine dair bir işaret yok.

 

Trump’ın ahlaki yönünün güçlü olduğunu şimdiye kadar iddia eden oldu mu hiç bilmiyorum ama ben buna denk gelmedim.

Trump ahlak kuralarını kendi lehine olabildiğince esnetme eğiliminde biri.

Buna iş hayatı geçmişinden, kampanya döneminden ve şimdi başkan olduktan sonra şirketleriyle ilgili yaptığı düzenlemeden sayısız örnek verilebilir.

Kadınlara, azınlıklara, özel durumu olan insanlara vs yaklaşımından bahsetmiyorum bile.

 

Trump’ın yukarıda sayılan eksik kusurlarını kısmen de olsa kapatabilecek yetenekli bir ekibi de yok.

Trump’a yakın olanlar arasında bazı meziyetleri olanlar elbette var ama onların da tecrübe, karakter, eğilim vs gibi eksikleri ve kusurları var genelde.

Ayrıca hemen her ekipte olduğu gibi farklı unsurlardan oluşan, çoğunun ortak geçmişi birkaç ayı aşmayan bu grubun kaçınılmaz olarak yaşayacağı iç çatışma, başarısızlık, karşılıklı güvensizlik gibi badireleri nasıl atlatabileceği de henüz meçhul.

Ekipte çok uzun olmayan bir süre önce Trump’la ilgili olumlu olmayan görüş belirtenler de var.

Ama elbette bu son dediğimiz ille de bir handikap olmak zorunda değil.

Örnek olarak Kissinger da Nixon hakkında çok pozitif duygu ve düşüncelere sahip değilken onunla çalışmaya başladı ama aralarında hep devam eden o garip gerilime rağmen oldukça başarılı bir ortaklık sergilediler.

 

Son olarak bir de şu söylenebilir: Eğer Trump büyük değişiklikler yapma iddia ve isteğinde olan biri olmasaydı yukarıda saydığımız kusurları belki o kadar da sorun olmayabilirdi.

Ama hem zihinsel melekeleri, bilgisi, görgüsü, tecrübesi, ekibi sınırlı, hem de değiştirmek istiyor neredeyse her şeyi temelden.

 

Daha önceki yazılarda belirttiğimiz gibi dünyanın da değişime çok açık bir dönemde olduğunu, ABD’nin tercihlerinin hala dünya siyasetinin en önemli şekillendiricilerinden biri olduğunu da buraya eklersek, Trump’ın başarılı olma ihtimalinin çok yüksek olmadığı ve muhtemel başarısızlığının etkisinin sınırlı kalmayabileceğini de söyleyebiliriz belki.

 

Daha sadece 10 gün geçti.

Geriye kaldı 1450 gün.

En azından kimse bu günlerin sıkıcı olduğunu/olacağını söyleyemeyecek ama.

Yorumlar