Özdemir Akbal Özdemir Akbal

Batı Yarıküre Suriye Meselesinde Yeniden Pozisyon Alırken

27 Nisan 2018
Batı Yarıküre Suriye Meselesinde Yeniden Pozisyon Alırken

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, ABD'de ağırlanan özel konuklara uygulanan bir protokol ile ağırlandı. Beyaz Saray'da şerefine bir yemek verildi ve ABD Kongresine hitap etti. Bu ABD-Fransa arasındaki ikili ilişkilerin iyi olduğunun bir göstergesi. Devletler arasındaki üst düzey protokol uygulamaları emin olun ki elini kim daha çok uzattı, fotoğrafta kimin ayağı daha önde duruyor gibi “derin” anlam içeren yorumlardan çok daha net bir şekilde ilişkilerin seviyesini gösterir bir durumdur. 

Macron'un konuşmasında olumsuz bir şekilde eleştirdiği Paris İklim Antlaşması gibi konular olsa da iki devletin Suriye konusundaki birbirine olan ihtiyaçları ise ortada. ABD daha önce açıkladığım gibi geriden liderlik stratejisi ile meseleyi en az insan ve para kaybıyla kendi menfaatleri doğrultusunda çözmek istiyor. Fransa'da kendi başına kaldırmakta hayli güçlük çekeceği bir yükü paylaşırken aynı zamanda eski “güzel” günlerindeki gibi Suriye'de varlık gösterebilme planları yapıyor. 

Bu noktada ABD'nin bölgesel ittifak ilişkileri de devreye giriyor. Özellikle Suudi Arabistan ve Katar'ın Suriye'de daha bir iç savaşın başlamadığı dönemlerde bile Esad'ın gitmesi hususunda yaptığı çağrılar dikkate alındığında bu konuda bir ortak paydada buluşmaları söz konusu. Olayların başından beri Suudi Arabistan ve Katar, ABD'nin bir askeri operasyon gerçekleştirerek Esad'ı devirmesi yönünde bir söylem geliştirdi. 
Ancak şu an roller değişmiş görünüyor. ABD, geçen hafta bu köşede belirttiğim sebeplerden dolayı bir koalisyon oluşturma arayışında. Bu arayış çerçevesinde de Müslüman Kardeşler hem Mısır hem de Suudi Arabistan için önemli bir sorunu oluştururken Katar bu hassasiyeti paylaşmıyor. Ancak bu ayrılık anılan ülkelerin ABD ile olan ilişkileri dikkate alındığında küçük bir teferruat olarak kalır. 

ABD-Fransa birlikteliği de amaçlanan koalisyonun oluşturulması için kilit bir öneme sahip. Zira Rusya-İran birlikteliği karşısında hayli sorunlu bir halde devam eden Batı Yarıküre bloğunun yaklaşımı Suriye'de daha net adımlar atılmasını gerektiriyor. Fransa'nın eski bölgesel etkisi kullanılarak bu stratejiye ne kadar ulaşılabilir bu bir tartışma konusu. Ancak Fransa'nın ABD'nin yanında yer alarak aktif bir rol üstlenmesi diğer Batı Yarıküre ülkelerini de harekete geçirebilecektir. ABD-Rusya karşıtlığı meselesi burada dikkatle okunması gereken bir konudur. 

ABD ile Rusya Federasyonu elbette ayrı çıkarlara sahip iki büyük güç olarak sahnede yerini alırken; aynı zamanda ortak çıkarlarda buluşabilen devletler olduğu da dikkatten kaçmamalıdır. Böylece küresel politika anlamında ABD-Rusya ilişkisini bir düşman kardeşler ilişkisi olarak değerlendirmek gerekir. Buna istinaden Suriye meselesinde de Rusya, ekonomik faaliyetleri bağlamında ABD'nin ağır yaptırımlarına maruz kalmaktadır. ABD'nin 20'de biri büyüklüğünde bir ekonomiye sahip devletin bunu ne kadar sürdürebileceği ise meçhuldür. 

Batı Yarıküre ülkeleri bu aşamada ABD-Fransa birlikteliğinin başlattığı motivasyon ile yeni bir hareketlenmeye başlayabilir. Bu hareketlenmenin bir politik baskı oluşturma ihtimali de hayli yüksektir. Zira Suriye meselesinde taraflar sürdürebilirliğin ötesine geçmiştir. Yeniden yapılandırma bizzat Esad'ın ifadelerinde bile yer almaya başladı. Bu nokta dikkatten çok fazla kaçırılmamalı, Rusya'nın maruz kaldığı ekonomik yaptırımlar da incelenmelidir. Dolayısıyla ABD-Fransa birlikteliğinin yeni bir aşamaya geçilmesinde ilk adımları oluşturması kuvvetle muhtemeldir. 

Yorumlar