Özdemir Akbal Özdemir Akbal

ABD'nin Yeni Sanılan Suriye Stratejisi

20 Nisan 2018
ABDnin Yeni Sanılan Suriye Stratejisi

Suriye'de İç Savaş artık yedinci yılının içinde… Bu süre zarfında pek çok fantezi dile getirildi… Uçuldu, kaçıldı… Aksiyon filmlerinin senaryolarına taş çıkartacak kıyametle bitme ihtimali olan pek çok senaryo akademik görünümlü ağızlardan döküldü. Sansasyon sever medya tarafından da aşk ve şevkle gayet müspet bir şekilde, evire çevire ele alındı. 

Kasım 2012 basım tarihli Küçük Orta Doğu Suriye adlı editoryal çalışmada tam olarak şu ifadeleri kullandım:

“ABD'nin yeni pazarlar ihtiyacı, geriden liderlik yaklaşımında da ortaya çıkmaktadır. Buna göre Suriye'nin Orta Doğu'da Akdeniz'e açılan bir kapı niteliğini haiz olması müdahalenin ekonomik boyutunu da öne çıkarmaktadır. Hegemonya'yı bir devletin başka devletleri sermaye dolaşımını güvence altına almak amacıyla kendi çıkarları doğrultusunda- istikrarı korumak için etkilemesini sağlayacak bir olgu olarak tanımlamak mümkündür. Tanıma istinaden ABD'nin istikrarı sağlama görevini kendisine yüklediği kabul edilirse, Suriye meselesinin ekonomik boyutu olduğu ifade edilebilir. Anılan istikrar kavramının ABD'nin çıkarları doğrultusunda bir istikrar anlayışı olduğu açıktır. Söz konusu istikrarın sağlanabilmesi için ABD'nin izlediği yol; hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hakları gibi kavramları kullanarak hedef ülkeye yeni bir devlet biçimi dayatmak, bundan sonra da daha önce alım satıma tabi olmayan kamu mal ve hizmetlerini kullanıma açmak, alım satıma konu olan mal ve hizmetleri ise kendi menfaatine kullanmaktır.” (s:156-157)

Bu paragrafta bundan altı yıl önce belirttiğim gibi meselenin asıl odak noktasının ekonomik boyut olduğu ve bunun da sadece petrolün temini değil, bir devletin liberal ekonomi davranış biçimi için dönüştürülmesi olduğu açık bir şekilde görülmüştür.

Şimdi Suriye'de bir yeniden yapılanma süreci açık bir şekilde konuşuluyor. Bu durumu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad dâhil hemen herkes dile getirir durumda. Esad geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Suriye'nin yeniden yapılandırılması için 400 milyar dolara ihtiyaç olduğunu ifade etti. Ben bu rakamın çok iyimser bir tahmin olduğunu düşünüyorum, neyse… 

İşte bu noktada ABD'nin yeni sanılan Suriye Stratejisi giriyor devreye. Suriye'de artık bir dönüşüm ve yeniden yapılandırma süreci Kasım 2012'de yukarıdaki paragrafı kaleme aldığım siyasi ortama nazaran çok daha yüksek bir tonda dile getiriliyor. ABD liderliğindeki Batı Yarıküre ülkelerinin tanımıyla; radikal terör unsurları da etkinliğini yitirmek üzere. Bu da ABD'nin 5 Ocak 2012 tarihinde temellerini attığı yeni küresel liderlik stratejisi bağlamında Suriye'de adımlarını sıklaştırma çabalarını beraberinde getiriyor. Bu yaklaşımda özet olarak ne diyor ABD güvenlik bürokrasisi; Afganistan ve Irak işgalleri ekonomik olarak belimizi büktü, bu yükü daha fazla taşımamak için özel kuvvetlerin sayısının artırıldığı ve bölgesel sorunları ABD desteği ile bölgesel müttefiklerin çözdüğü bir siyasi-askeri ortam yaratmalıyız. 

İşte ortaya konan bu stratejik düzlem üzerine ABD Başkanı Trump Suriye'den çekilme kararını beyan etti. Tıpkı Obama'nın Irak'tan çekilme kararını beyan ettiği gibi. Yeterince açık gözlerle okursanız bunun bir kişiler yarışı değil bir devlet stratejisi olduğunu görürsünüz… İşte Suriye'de de bu aşamada ABD liderliğinin kabul edileceği yeni bir yapının oluşturulması buna istinaden de bir dönüşüm - yeniden yapılandırma faaliyetinin başlatılması amaçlanıyor. 

ABD bu amaca matuf olarak, Mısır, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından oluşturulacak bir gücün Suriye'nin Kuzeydoğusunda faaliyet gösterebileceğini hesaplıyor. Bu teklif Trump'ın yeni atanan Milli Güvenlik Danışmanı John Bolton tarafından Mısır Muhaberatı Başkanı Abbas Kamil'e iletildi. Suudi Arabistan da bölgeye asker gönderme hususunda istekli olduğunu Dışişleri Bakanı el Cubeyr vasıtasıyla açıkladı. Bazı görüşler şu an için bunun mümkün olmadığını ifade ediyor. Bu kısma katılıyorum. Ancak yapılan planlamanın kısa bir süre içinde gerçekleşmek üzere yapıldığını da düşünmüyorum. Buna ek olarak söz konusu müstakbel yapı bir işgal gücünden ziyade bir yeniden yapılandırma kuvveti olarak görev yapma amacını taşıyor. Anılan ülkelerin hepsinin de hem ABD ile doğrudan bağlantısı var hem de hepsinin Suriye'nin yeniden yapılandırılması hususunda çıkarları ortak. Amerikan güvenlik bürokrasinin huyudur planı hazırlar, çekmeceye koyar… Bakalım göreceğiz… Ancak artık aklı selimle Suriye meselesindeki bu ekonomik boyutun, yönetim zafiyetinin ele alınması bunun da sadece petrol ile ilgisinin olmadığını görmek gerekiyor. 

Yorumlar