Özdemir Akbal Özdemir Akbal

Suriye'de Yeniden Yapılanma

06 Nisan 2018
Suriyede Yeniden Yapılanma

Devletlerin kuruluş ilkeleri vardır… Mesela Japon İmparatorluğunun temel varlığı güneşin oğlu olan imparatordur… Almanların Reichtır… Türklerinki devlet ebed müddettir… Amerikalıların ise sermayedir… Amerikalılar I. Dünya Savaşı yıllarına kadar öncelikli olarak Asya-Pasifik bölgesinde, I. Dünya Savaşı ve ağırlıklı olarak da II. Dünya Savaşı sonrası dönemde de küresel çapta sermayeye dayalı bir yönetim biçimini ortaya koymaya çalışırken bunun en büyük destekçisi olarak da silahlı kuvvetlerini kullanmıştır. Mesela 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde ABD-Japonya ticaret ilişkileri kurulurken, Tokyo limanında namluları şehre dönük Amerikan zırhlıları vardır. Mesela dönemin Devlet Sekreteri John Hay Çin ile ekonomik ilişkilerde “Açık Kapı” politikasını uygulamaya koyduğunda Amerikan deniz piyadeleri Alman, Fransız ve İngilizlerle birlikte Boksör isyanını bastırmak için hayli etkin bir görev üstlenmişti. 

ABD II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ise önce Bretton-Woods 70'li yıllarda yaşanan ve Amerikan Hegemonyası denilen şeyin çöküşü olduğu iddia edilen dönemde de Dünya Ticaret Örgütü ile sonraki dönemde küresel ölçekte ekonomik faaliyet odaklarını elinde bulundurmuştur. Yani 1898'de gerçekleşen ve ABD'nin galibiyetiyle sonuçlanan ABD-İspanya Savaşından itibaren Vaşington küresel ölçekte ekonomik hâkimiyetini askeri faaliyetleri ile destekleyerek geliştirmiştir. Bu genel yaklaşım benzeri bir şekilde Suriye için de geçerli olacaktır. 

Suriye'nin sınır komşularını bir sayalım; Türkiye, İsrail, Ürdün, Lübnan ve Irak… Bu ülkelerden ABD ile ilişkisi olmayan bir ülkeyi burada görmek mümkün değil. Üstelik yoğunluğu en düşük olmakla birlikte Irak da dâhil olmak üzere tüm bu ülkelerin hem askeri hem de ticari olarak ABD ile ilişkisi var. Irak için şöyle bir hatırlatma yapmak istiyorum; Dönemin Irak Başbakanı Nuri Maliki IŞİD ile mücadele için ABD'den silah, mühimmat ve eğitim desteği istemişti. Bunun kanıtını arayanlar bir zahmet dönemin The Washington Post gazetesine baksınlar. Bir hatırlatma daha yapalım, dönemin Devlet Sekreteri Hillary Clinton Suriye'deki olaylara istinaden Şam'a tesir edecek ilişkilerinin olmadığını bunu Türkiye ve Arap Ligi ülkeleri ile olan ilişkileri üzerinden yapacaklarını söylemişti.

Clinton'ın bu açıklaması yaklaşık yedi yıl önceydi. Şimdi ABD'nin Suriye'de en az 20 askeri üssü olduğu söyleniyor ve kuzeyde PYD ile olan ilişkilerini de bilmeyen artık yok. Rusya'nın da aslında PYD ile ilişkisini bilmeyen yok. Peki, Rusya ile ABD düşman mı? Hayır değiller! Ticari ve güvenlik çıkarları ortak olduğunda gayet güzel bir şekilde buluşabiliyorlar. Dünya ticaretinin resmi kuru halen dolar… Örneğin Türkiye-Rusya arasında yapılan ticari anlaşmalarda da bu para birimi kullanılıyor. Ha buna ek olarak ABD-Rusya ve Çin'in de birbiri ile olan ticari ilişkilerinin bulunduğu bir ortamda Suriye'deki yeniden yapılanmanın bu ilişki ağı dışında kalmasına imkân yok. 

Bu durumda Trump'ın Suriye'den çekileceğiz ifadesi ne anlama geliyor? ABD artık askeri harcama yaparak güvenlik ortamının sağlanması işini doğrudan üzerine almak istemiyor. Ancak bu yaklaşım çok da yeni sayılmaz. 5 Ocak 2012'den beri ABD bu yaklaşım üzerine bir strateji belirliyor. Bu noktada bir ikilem olduğu zannediliyor Trump ile Amerikan güvenlik bürokrasisi arasında. Stratejik seviyeden bakıldığında bir ikilem olmadığı gayet net bir şekilde görülebilir aslında. Zira ABD'nin Suriye gibi yeniden yapılandırma hususunda büyük bir pazara dönüşmüş bir coğrafyadan uzak durması mümkün değil. Ancak bunun bir yeniden yapılandırma halini alabilmesi için de belirli bir seviyede güvenliğin sağlanmış olması gerekir. Burada en büyük kaygı da IŞİD. Zira hem ABD hem de Rusya ve buna bağlı olarak İran, PYD ile derinden bir sorun yaşamıyor ve irtibat kurabilir haldeler. Bu operasyonun tamamlanması akabinde ABD bölgedeki askeri varlığını ülkenin yeniden yapılandırma faaliyetlerinin güvenliğinin sağlanabileceği seviyede tutarak askeri harcamaları kısıp, geleneksel politikasında olduğu gibi kendi yarattığı kaostan ekonomik çıkarı elde etme seviyesine getirecek. 

Bu noktada ABD'nin özellikle Vietnam Savaşı sonrası dönemde yürüttüğü küçük/hibrit savaş yöntemi ile ekonomik ve politik çıkarı elde etme politikasından standart sapmanın dışında kalan Irak işgali dönemini Amerikan politikasının tamamı gibi görerek yorumda bulunan dostlara şu uyarıyı yapmak istiyorum. Amerika'nın kurucusu sermayedir. Sermaye en yüksek seviyede kârı en güvenli ortamda elde eder. Yani mümkün olduğunca yaygaralı savaştan uzak durur. Ek olarak Suriye, Suriye'nin kuzeyinden ibaret değildir. Lütfen bu ülkenin komşularını ve bu komşuların ABD ile olan ilişkilerini dikkate alınız. ABD bölgesel sorunları, bölgedeki müttefiklerinin elini taşın altına koyması ile çözer. Bu cümleler yeterince anlaşıldığından hangi durumda olunduğu ve nereye gidilebileceği de net bir şekilde anlaşılacaktır.

Yorumlar