Özdemir Akbal Özdemir Akbal

Güçte Yeni Bir Denge Yükselirken

17 Kasım 2017
Güçte Yeni Bir Denge Yükselirken

Başlık adeta bir Yıldız Savaşları bölümünün adı gibi oldu. Kabul etmeliyim ki bunda benim Yıldız Savaşları serisine olan ilgim etkili. Ancak bir başka faktör daha var ki bu benim bir bilimkurgu filmi serisine olan ilgimden çok daha fazla etkili bir durumda. O da SSCB'nin yıkılışının ardından Rusya Federasyonu adıyla yeniden yükselişi… Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan'ın 12 Haziran 1987'de o zamanki adıyla Batı Almanya'nın Berlin kesiminde yaptığı konuşmada “Bay Gorbaçov bu duvarı bir kağıt gibi yırtarak yıkın!” demesi, sistemik uluslararası politika yapısının önemli bir değişimini de işaret etmekteydi. 

SSCB'nin Glastnost ve Perestroyka politikaları da kâr etmemiş, 1979'dan itibaren ortaya konmaya çalışılan çözüm arayışları 1991 yılında SSCB'nin iflasına yol açmıştı. SSCB'nin dağılmasının ardından hem eski Sovyet coğrafyasından hem de uluslararası siyaset sisteminde büyük bir değişim meydana geldi. Bu dönem, yani 90'lı yıllar, küreselleşme tartışmalarının had safhaya ulaştığı, tek kutuplu dünya sisteminin oluştuğu, çok uluslu şirketlerin küresel siyasette hâkim olduğu ifadelerinin hayli sık dile getirildiği bir zaman dilimiydi. Ancak 1999'dan itibaren Rusya Federasyonu'nun başına Vladimir Putin'in gelmesi devletin yeniden toparlanma sürecine girmesini de beraberinde getirdi. Putin'in devlet hizmeti geçmişi, soğukkanlı ve tecrübeli kadrolarla çalışması yaklaşık on beş yılda Rusya Federasyonu'nun uluslararası politika sisteminde yeniden dengeleyici güç birimi haline gelmesini sağladı. 

Rusya Federasyonu'nun yeniden toparlanması ve küresel bir güç niteliğini haiz olmasında Suriye meselesi önemli bir rol oynadı. Özellikle IŞİD'in eylemlerini sıklaştırarak bir sözde devlet ilân etmesi sonrası gelişen askeri müdahale ortamında, ABD - Rusya ve İran adı konmamış bir ittifakta birleştiler. Bu ittifak 11 Kasım 2017'de Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği toplantısında Trump ve Putin tarafından yapılan görüşme ile artık alenen de ortaya konmuş durumda. Şu noktada müsaadenizle havamı atayım bu ittifakın oluştuğunu bundan tam dört yıl önce bildirmiştim. Görmeyenlere, görmek istemeyenlere saygılarımla... Bu notu da düştükten sonra, ittifaktan kastın Rusya liderinin de belirttiği gibi tam bir ortaklık olmadığı, stratejik çıkarlar doğrultusunda bir hareket olduğunu da belirtmek gerekir. Zaten ülkeler bu şekilde hareket eder. Yani çıkarlarının uyuştuğu noktada birlikte olurlar uyuşmadığı noktada da karşı karşıya gelirler. Sonuç olarak Suriye meselesi Vladimir Putin yönetimindeki Rusya Federasyonu'nun askeri bir güç olarak yükselişinin sebebidir. 

Bu noktada küresel bir güç haline yeniden dönüşerek ABD karşısında bir dengeleyici halini alan Rusya Federasyonu'nun ekonomik olarak süren kırılgan yapısı ise bir dezavantaj olarak duruyor. Ancak tüm bu ekonomik dezavantajına rağmen Rusya Federasyonu bilişim alanındaki muazzam gelişimi, siber savaş faaliyetleri ve Suriye'de oynadığı etkin rol ile uluslararası politika sisteminin yeniden güç dengesine kavuştuğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu noktaya kadar Rusya Federasyonu'nun artık güç dengesinde ABD karşısında o yıkım yıllarını atlatarak bir aktör haline geldiğini açıkladığımı umuyorum. Peki, Türkiye bu konuya dair nasıl bir tavır takınmalı? Rusya için de tıpkı ABD ile olan ilişkimizde olduğu gibi basın yayın organlarında “ilişkiler mükemmel”, “çok iyi” nevinden manşetler atılıyor. Gazeteci dostlar alınmasın ama sansasyona bayılıyorsunuz.     

Hiçbir devlet yoktur ki kendi çıkarını bir diğerinin çıkarı için feda etsin. Bu ölçekten bakıldığında Rusya Federasyonu da ABD de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dengeli ilişkiler kurmak zorunda olduğu iki ülke. Üstelik Rusya Federasyonu da en az ABD kadar PYD destekçisi. Bu durum çok sık dile getirilmiyor ancak daha bir hafta önce iki ülke arasında bir krize sebep oldu. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gayet mantıklı ve soğukkanlı olarak politika yapım sürecini sürdürmesi gerekiyor. ABD ve Rusya ittifakı alenen ortaya çıktı. Bunun artık tartışılacak bir tarafı yok. Çünkü Rusya Federasyonu güç dengesinin önemli bir unsuru haline geldi.  Bundan sonraki dönemde de ABD, Türkiye ve Rusya üçlüsünün ilişkileri büyük önem taşıyacak. Üstelik şu şaşalı başlıklara inanarak da yorum getirmeyin sakın. Bu sözüm de Türkiye'de sayısı milyonları bulan dış politika uzmanı vatandaşa. Rusya Federasyonunun güç dengesindeki eski yerine dönmesi, Türkiye'nin elinde ABD karşısında kullanabileceği önemli bir alternatifi ortaya çıkarırken; aynı zamanda da önemli bir rakibin güç kazanmasının da göstergesi. Dolayısıyla yurtta bir bayram havasına gerek yok! Sakin, emin, bilgiye dayalı kararlı adımlar zamanındayız. 

Yorumlar