Özdemir Akbal Özdemir Akbal

Başkan Trump'ın Suriye Politikası ve Öncesi

22 Kasım 2016
“ Trump'ın Suriye politikasına yaklaşımı, Esad ve Rusya, IŞİD ile savaşıyorsa ABD neden Esad ve Rusya karşıtı pozisyon alıyor şeklinde özetlenebilir. „
Başkan Trumpın Suriye Politikası ve Öncesi

ABD'nin yeni Başkanı Donald Trump, Orta Doğu ve özellikle de Suriye meselesinde farklı bir yaklaşım izleyeceğini ilan etti. Daha seçim kampanyası sırasında dile getirdiği bu yaklaşım Esad ve Rusya, IŞİD ile savaşıyorsa ABD neden Esad ve Rusya karşıtı pozisyon alıyor şeklinde özetlenebilir. Burada ortaya konan yaklaşım düşmanımın düşmanı dostumdur görüşüne dayanıyor. Trump'ın temsilcisi olduğu ekole bakılırsa Amerikalıların tabiri ile “radikal İslam” onlar için hayli önemli bir sorun. Dolayısıyla ABD dış politikasında Orta Doğu denilen bölgeye yönelik politikalarda el Kaide ve IŞİD gibi örgütler ne olursa olsun çözüm gerektiren sorunlar niteliğini taşıyor. Ancak Trump öncesi dönemde de bunun dışında bir durum söz konusu değildi. Aslına bakılacak olursa, Obama dönemi de IŞİD ile mücadelenin merkeze alındığı bir dönemdi. Burada mesele IŞİD sorununun çözüm noktasında Suriye sınırları içinde bulunan muhalifleri fazla önemsemek ve öne çıkarmak üzerine kuruluydu. 
Suriye'de iç savaşın ayak sesleri duyulmaya başladığında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye ile askeri ve ekonomik ilişkilerinin bu ülkeyi yönlendirebilecek kadar iyi olmadığını dolayısıyla ABD menfaatlerini Türkiye ve Arap Birliği üye ülkeleri vasıtasıyla dile getirdiklerini söylemişti. Ancak bu dönemde geliştirilen Suriye politikası Rusya'nın ve İran'ın bölgede güç kazanmaması üzerine kurulu, Esad'ın gitmesini öne çıkaran bir politikaydı. İşler 2013 yılı itibarıyla değişti. IŞİD'in Irak'ın kuzeyinden Suriye'nin kuzeyine yayılması ABD'nin bölgeye dönük politik düzeltmeler yapmasına sebep oldu. O dönem Irak Başbakanı Nuri Maliki'nin silah ve askeri yardım talebini reddeden John Mc Cain liderliğindeki Cumhuriyetçi Senatörler bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde IŞİD'in güç kazanıp gelişmesine de sebep oldular. Yani şu an bir Cumhuriyetçi Başkan'ın ortaya koyduğu politikanın temeli -IŞİD karşıtı savaşta muhaliflerin desteklenmesi dışında- aslında Obama döneminde atıldı. Hatta o dönem ABD ve Rusya asıl hedefin radikal unsurlar olması gerektiği yönünde bir mutabakata da vardılar. Trump ve takımının ise burada getirmeye çalıştığı yeni yaklaşım devlet yapılarını muhatap almak üzerine kurulu. Yani Trump ve takımı Obama'nın yaptığının yerine yeni bir yaklaşım koymuyor, bu yaklaşımı gelişmelere göre revize ediyor. 
Hep ifade etmeye çalışıyorum en kötü devlet bile başarısız devletten evladır. Çünkü başarısız devlet yapısı artık çökmüş bir yapıdır ve sistemin unsurları muhatap alınamayacaktır. Büyük ihtimalle de pek çok uluslararası yapı tarafından da bu unsurlar terörist olarak tanımlanır. Ancak kötü bile olsa bir devlet yapısı varsa karşınızda bununla çeşitli seviyelerde irtibat kurma ve hatta doğru stratejilerle yönlendirme şansınız vardır. Bu mantıktan hareketle, Trump ve takımı Suriye ve Rusya'yı bölgedeki sorunların çözümü için Obama döneminde olduğu gibi anlaşılması, işbirliği yapılması gereken devletler olarak görüyor. Gelecek dönemde bu şartlar altında ABD ile Rusya birlikteliğinin daha net görülmesi mümkün. Suriye meselesinde IŞİD faktörü oyunun stratejisini kökünden değiştirdi ve Esad'ın gidişi söylemi artık neredeyse yok. Bu durum Türkiye'nin dış politik pozisyonunu da etkileyecek. Zaten son dönemde Esad karştı söylemi hayli düşük tonlu seyreden hükümetin bundan sonra hem Rusya hem de ABD ile olan ilişkileri dolayısıyla sorunun merkezine IŞİD ile mücadeleyi alma zorunluluğu da artacaktır. 
Aslında hep ortaya koymaya çalıştığım şekilde ABD'nin dış politik yaklaşımı büyük kırılmalar yaşamadan halefin selefin yaptığına katkılar ve düzeltmelerle devam eden bir strateji. Yani diyalektik düşüncenin ürünü. Bir öncenin kökten reddi yerine bir öncenin olumlu yanlarına duruma yönelik olarak yeni katkıların yapıldığı bir sistem. Böyle bir sistematik içinde Suriye politikası da yürütülüyor. Gelinen durumda komşumuz olan bu ülkenin gelecek döneminde Esad'ın olağanüstü bir gelişme olmadığı takdirde bir müddet daha iktidarda kalacağı durumu üzerine strateji oluşturmak önemli. Zira önemli iki müttefikimiz olan ABD ve Rusya'nın Esad konusundaki görüş birliğinin gün yüzüne çıkması Türkiye'nin temkinli adımlarla daha az heyecanlı söylemlerle ilerlemesi gerekliliğini beraberinde getiriyor. 

Yorumlar