Doç. Dr.  Dilek Yiğit Doç. Dr. Dilek Yiğit

Siyasi Tercih İle Kişisel Tercih Çatışırsa: David Cameron Örneği

14 Kasım 2023
Siyasi Tercih İle Kişisel Tercih Çatışırsa: David Cameron Örneği

Birleşik  Krallık genel seçim sürecine girmiş iken ve anketler iktidardaki Muhafazakar Parti’nin kuvvetle muhtemel genel seçimleri kaybedeceğine ve Britanya’nın İşçi Partisi’nin iktidarına geçeceğine işaret ederken Başbakan Rishi Sunak kabinede revizyona gitti ve eski Başbakan David Cameron’a Dışişleri Bakanlığını önerdi, Cameron bakanlık teklifini kabul etti. Britanya siyasetini  yakından izleyenler için Rishi Sunak’ın Cameron’a bakanlık teklif etmesi “bir seçim hamlesi” niteliğindedir,  zira Cameron Britanya muhafazakar siyasetinin önemli bir ismi,  11 yıl Muhafazakar Parti’nin liderliğini üstlendi, 6 yıl başbakanlık yaptı. Belli ki Rishi Sunak’ın genel seçim öncesi Cameron’ın ismine ihtiyacı var; Cameron’ın da bir süredir aktif siyasete dönmek istediği yönündeki haberler doğru ise  bu görevlendirme her iki ismi oldukça memnun etmiş olmalı.

Dışişleri Bakanı sıfatıyla Cameron’dan gelen ilk açıklama “Ukrayna'daki savaş” ve “Orta Doğu”daki kriz” gibi uluslararası zorluklar karşısında siyasi tecrübesinin kendisine ve Sunak’a yardımcı olacağı şeklindeydi; Cameron’ın uluslararası sorunlar karşısında Sunak’a nasıl yardımcı olacağını zaman gösterecek;  ama geçmiş bizlere bir “Cameron portresi” çizmişti; arka planını Brexit’in oluşturduğu  bu portre siyasi tercihi ve kişisel tercihi çatışan bir başbakan portresi idi.

Tarihler Ocak 2013’ü gösteriyordu; David Cameron Avrupa Birliği (AB) konusunda Birleşik Krallık halkının söz söyleme hakkı olduğunu ve AB üyeliği konusunda vatandaşa tercihini soracağını söyledi.  Bu açıklamanın arkasında başlıca iki neden olduğu düşünülmektedir. Birincisi AB üyeliğine karşı Muhafazakar siyasilerin baskısı ve Avruğa şüpheciliğinin Birleşik Krallık’ta yoğunluk kazandığının gözlemlenmesi. İkincisi  genel seçimlere gidilmekte olduğu o yıllarda amacı Birleşik Krallık’ı AB’den çıkarmak olan Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin güç kazanmakta olması ve Cameron’ın da AB karşıtı seçmeninin bu partiye kayışını önlemek istemesi.

Mayıs 2015’te Birleşik Krallık’ta genel seçimleri Muhafazakar Parti kazandı ve Cameron zafer konuşmasında AB üyeliğinin referanduma sunulacağını açıkladı.

Şubat 2016’ta AB referandumu tarihi Haziran olarak belirlendi ve Cameron Birleşik Krallık’ın AB’de kalması için kampanya yürüteceğini açıkladı.

2016 Haziranında gerçekleştirilen AB referandumundan AB’den çekilme kararı çıktı. Bir hafta sonra Cameron ülkenin “taze bir isme” ihtiyacı olduğunu belirterek başbakanlıktan istifa edeceğini açıkladı.

AB referandumu kararını alan ve referandumu gerçekleştiren başbakan kim? Cameron

Birleşik Krallık AB’de kalsın kampanyası yürüten başbakan kim? Cameron

Bir liderin ülkesinin AB’de kalmasını isterken ülkesini AB referandumuna götürmesi ilk bakışta kabul etmeliyiz ki “tuhaf” görünmekte idi. Oysa tuhaf görünen bu durum Cameron’ın sadece  siyasi tercihinin ve kişisel tercihinin çatışması durumu idi. Siyasi tercihi AB üyeliğinin Britanya halkına sorulmasının vakti geldiği yönündeydi, kişisel tercihi ise ülkesinin AB üyeliğinin sürdürülmesi şeklindeydi. Cameron kendisi gibi düşünen Muhafazakar siyasetçi ve seçmenleri “AB’de kalalım” kampanyası yürütmeye çağırmakla kalmadı, referandumdan hemen önce başbakan sıfatıyla yaptığı konuşmada “kalırsak daha güçlü olacağız, ayrılırsak zayıf” dedi, seçmeni AB’de kalmaya ikna etmeye çalıştı.

Referandumdan çıkan karar ile Cameron başbakanlıktan ve Muhafazakar Parti liderliğinden oldu; Brexit sürecini yönetmede ve Brexit’in yarattığı ekonomik sorunları çözmede  Muhafazakar Parti’nin karşılaştığı zorluklar Parti’yi lider değişim sürecine soktu; bu sürecin yarattığı “zayıflayan Muhafazakar Parti” görüntüsü önümüzdeki genel seçimlerde Muhafazakar Parti’nin kaybedeceği yönündeki tahminlerin ana kaynağı oldu.

Bu tabloda Cameron  “başarılı bir siyasetçi” olarak tanımlanabilir mi? Bu sorunun yanıtı sadece Brexit baz alınarak verilemeyeceği gibi,  yanıtın kapsamlı bir çalışmayı gerektirdiğini ve yanıt arayanın siyasi pozisyonuna bağlı olarak değişebileceğini ve kuvvetle muhtemel de objektif olamayacağını kabul etmeliyiz.

Ancak net olan şudur ki, Cameron kişisel tercihine uygun olmasa da, kendi siyasi kariyeri ve hatta Partisi için ciddi bir maliyeti olacağını  öngörebiliyor olsa da  siyasi koşulların gerektirdiği kararları alabilen bir lider profili çizmiş gibidir. “AB üyeliğini referanduma sunmaktan pişman mısınız?” sorusuna “referandum kararı aldığıma pişman değilim” yanıtını vermiştir ama AB’den ayrılmayı istememiş olduğundan referandumdan çıkan sonuca üzüldüğünü de  açıkça belirtmiştir.  

Kişisel tercihi ile siyasi tercihi çatıştığında siyasi koşulların gerektirdiğini düşündüğü kararı alabilen Cameron’ın Birleşik Krallık dış politikasına nasıl katkı yapacağını zaman gösterecektir ama seçimlere sadece aylar kaldığı düşünülürse değerlendirme yapmak için fazla beklemeye de gerek kalmayacaktır.

 

https://www.theguardian.com/politics/2023/nov/13/david-cameron-returns-to-uk-government-as-foreign-secretary

https://www.bbc.com/news/uk-politics-21148282

https://apnews.com/article/europe-general-elections-elections-referendums-david-cameron-f673af169925d30e524169ef92c4f386 

https://www.independent.co.uk/news/uk/politics/eu-referendum-brexit-latest-live-david-cameron-full-speech-remain-leave-a7093426.html

https://www.bbc.com/news/uk-politics-46891771

 

Yorumlar