Dr. Yeşim Demir Dr. Yeşim Demir

İran Hasta Adam mı?

09 Aralık 2019
İran Hasta Adam mı?

İran Hükümeti’nin 15 Kasım’da yürürlüğe koyduğu benzinin tüketimini azaltma ve fiyatını da artırma kararının ardından dünyanın en büyük dördüncü ham petrol rezervine sahip İran’da halk, kararın ucuz benzin kullanma hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle protesto gösterilerine başladı. Ekonomik temelli protesto gösterileri 2009’daki Yeşil Hareket'ten bugüne İran İslam Cumhuriyeti'nin en büyük kamuoyu sorunu olmuştur.

Protestolar, Ahvaz, Tahran, Urmiye, Meşhed, İsfahan, Tebriz, Şiraz, Senendec, Kerec ve güneybatı İran'ın petrol zengini Huzistan eyaletindeki bazı şehirler de dahil olmak üzere onlarca şehre yayıldı. Protestocular benzin istasyonlarını, bankaları (Devrim Muhafızları ile bağlantılı Ghavamin Bankası dâhil), kamu binalarını ateşe verdi ve yolları kapattı. Benzin pompa fiyatı 1000 tümenden 3000 tümene çıktı. Şunu da belirtmekte fayda var, bu artışla bile İran, dünyanın en ucuz yerlerinden biri olmaya devam ediyor. Her ne kadar benzin fiyatı hala dünyanın en ucuzları arasında kalsa ve en fazla sübvanse edilen ülkelerden biri olsa da İran’da devalüasyon, yüzde 40’ın üzerindeki enflasyon artışıyla birleştiğinde, halihazırda kriz sebebi oldu.

Gösterilerde dikkat çekense protestocuların, ülkenin en etkili iki gücü, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile dini lider Ali Hamaney’i doğrudan hedef alması idi.

Bu sürece nasıl gelindi?

Ekonomik Neden

Ekonomik açıdan olaya bakıldığında İran, kökleri derinde olan finansal sorunlarla karşı karşıya. Bankalar battı, bankerler ise mudilerine paralarını ödeyemedi. Tükenen devlet fonları ve kuraklık da ekonomik durumu kötüleştirdi. Bununla birlikte İslam Devrimi sonrası, ekonominin her alanında enerjiden, inşaata birçok sektör, yaklaşık yüzde 60-70 oranında devlet ve önemli oranda Devrim Muhafızlarının kontrolündedir. Sivil sermaye çok etkili olamamaktadır. Aslında İran'da yaşanan bu sıkıntılar yeni olmayıp yıllardan beri devam ediyor. Son protesto eylemlerinin, özellikle 2017 sonu 2018 başında görülen protestoların sebebi ile hemen hemen aynı olduğu net olarak görülmektedir. Protestolar ilk olarak Ahvaz’da başlamış olsa da etnik temelli değil, ekonomik temelli özellik taşımaktadır.

İran’ın Ortadoğu'da daha fazla güç kazanmak için bazı ülkelere maddi destek sağlaması başarısız ekonominin nedenlerinden biri olarak sayılırken, temel tüketim mallarındaki ani yükseliş de ayrıca tepkiye neden olmuştur. Ülkede resmi verilere göre asgari ücretin 550 lira civarında (1.200.000 tümen-95 dolar) olduğu (özel işte çalışanlar için daha düşük) dikkate alındığında krizin boyutu anlaşılabilmektedir.

Protesto eylemlerinde, Ortadoğu’da güç mücadelesi çerçevesinde Devrim Muhafızlarının maliyetli askeri operasyonları da etkili olmuştur. Yani İran’ın dışında Lübnan’da Hizbullah güçlerine, Suriye’de Esad rejimine, Irak’ta Haşdi Şabi ve Yemen’de Husilere verilen destek… 2017’de “Ne Gazze ne Lübnan, derdimiz İran” veya Suriye’yi bırakın halka bakın’’ sloganları atılırken bugün de “Ne Gazze ne Lübnan’a, canım feda İran’a sloganları işte bu nedenle en fazla duyulan sloganlardandır.

Sorunları Derinleştiren Yaptırımlar

İran’daki ekonomik sorunların derinleşmesinde İran’a karşı uygulanan ekonomik ambargo da etkili. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (KOEP) tek taraflı çekilmesiyle İran’a uyguladığı sert yaptırımlar en fazla orta ve alt sınıfı etkiledi.

Yaptırımlar nedeniyle ekonomik sıkıntı had safhaya geldi. İran’da bankacılık sistemi çöktü ve ihracat yapılamıyor. İran parası, dolar karşısında yaklaşık yüzde 70 değer kaybına uğradı, İran ekonomisi durgunluğa sürüklendi, petrol üretimi yavaşladı ve büyüme hız kesti. Dolayısıyla insanların satın alma gücü giderek azaldı, yoksulluk oranı iki katına çıktı ve kişi başına düşen milli gelir 6.200 dolar seviyesine geriledi.

Mali kısıtlamalar sağlık sektöründe de önemli sıkıntılara neden oldu. İthalatın azalması nedeniyle tıbbi malzeme ve ilaç bulmada sorunlar yaşanıyor. Yaptırımlar, doğrudan gıda ve ilacı içermese de, ilaç ithalatını finanse eden ve sınırlı tıbbi malzemelere ulaşılmasında kolaylık sağlayan bankacılık sistemini ve ticareti sınırlandırdı, hayati önem taşıyan ilaçlara ulaşmada sıkıntılar yaşandı. Görüldüğü üzere her ne kadar gıda ve tıbbi malzemeler ambargoya dahil olmasa da fiili olarak yaptırımlara maruz kalmıştır.

Ertelenmiş Bir Karar

Ekonomik düzeyde alınan önlemler, yaptırımların yeniden dayatılmasının ardından İran’ın karşı karşıya kaldığı ekonomik krizin boyutunun bir göstergesidir. Petrol ihracatının önemli oranda düşüşü,  hükümeti devlet bütçesini düzenlemeye zorladı.

Yaptırımların yeniden uygulanmasının ardından İran’ın karşı karşıya olduğu ekonomik krizin etkisiyle  bütçe açığını azaltmak, yaptırımların etkilerine cevap verebilmek ve tasarruf tedbirleri almak amacıyla kemer sıkma tedbirleri uygulama isteği İran Ekonomi Koordinasyon Yüksek Konseyi (EKYK) tarafından daha önceden belirlendiği halde halkın protestolarının yeniden başlamasına neden olacağı korkusuyla ertelenmişti. Uygulamaya konan cumhurbaşkanı, meclis başkanı ve yargı erki tarafından alınan benzin zammı kararı dini lider tarafından da onaylandı. Bu durum, hükümetin kemer sıkma ve ekonomik tedbirler alma konusunda karşı karşıya kaldığı ikilemi de göstermektedir. Yani devlet politikası olarak uygulanan bu karar göze alınmış bir risk olarak da değerlendirilebilir. Şöyle ki, Şubat 2020’de yapılacak parlamento seçimleri öncesinde hükümetin aldığı karar, Cumhurbaşkanı Ruhani’yi kamuoyu önünde ve siyaset açısından zayıflatabilir. 

Geri Adım Yok

Son protesto eylemleri, Aralık 2017-Ocak 2018'deki gösterilerinden bu yana İran'daki en ciddi eylemdir. Öncekiler gibi bu protesto da dini lider Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin yanı sıra İran rejimini eleştirmesine rağmen ekonomik nedenlerden kaynaklanmaktadır.  Toplumun en fakir kesiminin durumunu iyileştirme arzusundan kaynaklandığı söylenen yakıt politikasını desteklemeye devam edeceklerini bildiren yetkililer, gaz fiyatlarının arttırılmasından elde edilen tahmini gelirlerin, yalnızca 22 milyon muhtaç aileye yardım amaçlı kullanılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Ruhani, ağır bütçe açığı nedeniyle hükümetin fakir kesimin ekonomik sıkıntısına cevap veremediğini ve bu nedenle ekonomistlerin önerisinden daha düşük oranda olsa da gaz fiyatlarının yükseltilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Son gelişmelerin ardından yapılan resmi açıklamaya göre, 22 milyon yardıma muhtaç her bir kişiye petrolden elde edilen gelirden en az 100.000 tümen olmak üzere yardım yapıldı.

Devlet bu uygulama ile eğer benzin tüketimini azaltıp ekonomik verimliliği arttırırsa, para birimini (Tümen) ABD dolarına karşı dengelemek için yeni uygulamalara geçebilir.

Protestolar Şiddet Kullanarak Bastırılıyor

İran Hükümetinin, benzin fiyatlarını yüzde 50'ye kadar artırma konusundaki ani kararına yönelik protestolar, güvenlik güçlerinin sert müdahalesine neden oldu. Son gösteriler, 2017 sonu 2018 başındaki protestolarla benzerlik gösterse de protestoların bastırılmasında farklılık görülmektedir. Öncekinde şiddet çok fazla görülmezken son protesto gösterilerinde şiddetle bastırma söz konusu olmuştur. Protesto gösterilerine liderlik yapanların idam ile cezalandırılacağı dahi ifade edilmiştir. 

İran Ordusunun Doğu Azerbaycan bölgesinde önemli bir askeri tatbikat başlatması da devletin etnik hareketlere de hazırlıklı olmaya çalıştığının bir göstergesidir.

Dış Müdahale Etkisi

Dış müdahalenin İran halkını harekete geçirdiğini söylemek zor olsa da etkisi vardır. Son olayların temelinde ekonomi olduğu düşünüldüğünde yaptırımların halkı harekete geçirdiği doğrudur. Öte yandan ABD, protestoların ardından “ABD, sizinle” mesajı vermiş hatta gerekirse internet desteği verileceğini de açıklamıştır.

Sonuç

Hükümet güçleri eylemleri bastırsa da sonraki süreçte yolsuzluk, işsizlik ve enflasyonun artışını sürdürmesi gibi iç dinamiklerin etkisiyle yeni protestolar yine gündeme gelecektir. Son gösteriler öncekilerden farklılık göstererek ülke geneline yayılmıştır. Ruhani ve Hamaney’e ölüm sloganlarının atılması siyasi açıdan bazı kırılmalara yol açsa da rejime yönelik tehdit oluşturmamaktadır. Kısacası rejim değişikliği beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir.

Hükümet yetkilileri tarafından protestolarda dış güçlerin (şer odakları) etkisi olduğu söylense de bu yaklaşım, krizin halkın sofrasına kadar indiği gerçeğini göz ardı etmektedir. Tüm gelişmeler göz önüne alındığında devletin protestolar karşısında geri adım atmayacağı, siyasi ve ekonomik reform yapmayacağı net olarak görülmektedir.

Aslında bu gösteriler küçümsenemeyecek nitelik taşımaktadır. Yine de örgütlü bir yapı ve lideri olmayan bir hareket olduğu için uzun süre devamlılık göstermeyecektir. Ancak ekonomik temelli protestolar ülke ekonomisi iyileşinceye kadar zaman zaman tekrar edecektir. Bu durum, ülkede geçmişte yaşanan huzursuzluklardan daha fazla tehdit oluşturabilir.  Bölgede uzun süreli etnik ve iktisadi savaşlara yol açabilir.

Öte yandan bilinmeli ki Tebriz'de hareketlilik olmadığı sürece bir şey olmaz. Çünkü İran'ın kaderini Tebriz belirler. Tebriz çarşısı ayaklanmadığı sürece gerçek bir sonuca erişilemez…

 

Makale ilk olarak Diplomatik Gözlem dergisinin Aralık 2019 sayısında yayınlanmıştır. 

Yorumlar