Ceyhun Bozkurt Ceyhun Bozkurt @cyhnbzkrt

Golan’dan Doğu Akdeniz’e, Adnan Oktar’a, Zarrab’a, FETÖ'ye Uzanan Beka Hattı

24 Mart 2019
“ Netanyahu, Trump başkanlık görevini 20 Ocak 2017 tarihinde devraldıktan sonra Şubat ayında Washinton’a gitmişti. Basına, görüşmede Netanyahu’nun Trump’tan İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki yasadışı işgalini tanımasını istediği yansımıştı. „
Golandan Doğu Akdenize, Adnan Oktara, Zarraba, FETÖye Uzanan Beka Hattı

Dün Sözcü gazetesinde Aytunç Erkin’in çok önemli bir yazısı vardı. “GOLAN’DA  PETROL ARAYAN AMERİKA” başlıklı yazısında Erkin, ABD’nin Golan’da İsrail’in işgalini tanıma yönündeki adımının perde arkasını biraz aralamış, bu ülkeyi yöneten isimlerin merkezinde olduğu petrol şirketlerinin faaliyetleriyle ilgili önemli bilgiler aktarmıştı. Yine Takvim Gazetesi’nden Bekir Hazar’da “4 TRİLYON DOLAR” başlıklı bir yazıyla konunun bir başka boyutunu gündeme taşıdı. Başlıkların üzerindeki linklere tıklayıp bu iki yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.

İSRAİL GAZI BULDU, ARAP BAHARI PLANLANDI

Evet, bu iki yazıda belirtildiği gibi Golan Tepesi sadece bir toprak parçası değil, İsrail ve ABD’nin bölgedeki petrol ve doğalgaz hamlesinin mihenk taşlarından biri. Meselenin petrol ve doğalgaz boyutunun geçmişi 2009 yılına dayanıyor. Uzun zamandır yapılan arama çalışmaları sonucunda önce 2009 yılında İsrail’in Hayfa kentinin 50 mil uzağında bulunan Tamar sahasında, ardından da 2010 yılında Leviathan sahasında doğalgaz rezervleri tespit edildi. Tamar sahasındakinin yaklaşık 300 milyar metre küp ve Leviathan sahasında da yaklaşık 600 milyar metre küp olduğu belirlendi. Hatta bazı kaynaklar bu rezervin Tamar’da 9 trilyon, Leviathan’da 18 trilyon metreküp olduğunu iddia etmişti. (Bkz. https://www.tabletmag.com/scroll/135955/israel-approves-natural-gas-export) O dönem, bulunan rezervlerin İsrail’in yüz yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayabileceği değerlendirmeleri yapılmıştı. Hatta o dönem bu iki saha üzerinden İsrail ile Lübnan arasında gerilim yaşanmıştı. İşte Akdeniz’e kıyısı bulunan Arap ülkelerinin hedefe oturtulması ve kaos, bu keşiflerden sonra gündeme geldi. İsrail oyun planını hazırlarken, planın uygulacıyıcısı İsrail’in en büyük müttefiki ABD’ydi. İsrail’in Leviathan sahasında doğalgazı bulmasından tam 5 ay sonra 18 Aralık 2010 tarihinde Arap Baharı’nın fitili ateşlendi.

Golan’da da petrol bulunması ve 2013 itibariyle denkleme dahil edilmesi oyunun büyüklüğünü artırdı. Yani İsrail’in Suriye ile ilgili “stratejik derinliği” petrol ve doğalgaz derinliğiyle gündeme geldi.

Bu çerçevede İsrail, bu plana Türkiye’yi de dahil etmek istedi. İsrail’in istediği anlaşma, çıkaracağı doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakledilmesiydi. Ancak Türk-İsrail ilişkilerindeki kriz nedeniyle anlaşma mümkün olmadı. Zaten Kıbrıs açıklarında tespit edilen doğalgaz rezervleriyle denkleme Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’de dahil olunca, İsrail ile Türkiye’nin anlaşmasının önü kapandı.

Gelelim Golan’da petrol arayan Genie Enerji şirketinin faaliyetlerine. Genie’nin anlamı bizim bildiğimiz “Cin”. Zaten logosu Alaaddin’in Sihirli Lambası’nı andıran bir lamba. Özellikle Suriye krizinden sonra öne çıkan bir şirket. İsrail, 2013 yılı sonbaharında bu şirkete Golan Tepeleri’nde petrol arama izni verdi. Ortakları ve yöneticileri, aktarıldığı gibi ABD’nin son derece kritik isimleri. Türkiye’de de Fox TV’nin sahibi olan ABD’li medya devi Murdoch’tan tutun da, eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’e, eski CIA Başkanı James Woolsey’den derin dünya devletinin kritik ailelerinden Rothschild’lardan Jacob Rothschild’e kadar birçok isim şirketin tepesinde yer alıyor. Bu şirketin Golan’da  bulduğu rezervin Suudi Arabistan’ın toplam rezervine yakın olduğu bile konuşuluyor.

GOLAN, İSRAİL’İN TATLI SU KAYNAĞI

Golan Tepeleri ile ilgili şu bilgiyi de aktaralım: Golan tepeleri, İsrail açısından ayrıca tatlı su kaynaklarını barındırması itibariyle de önemli. Örneğin Oslo Antlaşması’nın imzalandığı ve Golan’ın boşaltılmasının ciddi olarak tartışılmaya başlandığı dönemde, hem İzak Rabin hem de Şimon Perez hükümetlerinde Tarım Bakanlığı yapmış Ya'acov Tsur’un şu sözleri Golan Tepeleri’nin su kaynağı açısından önemini özetliyor: “Golan’ın su kaynakları ülkenin (İsrail’in) geleceği konusunda kritik, yaşamsal ve ulusun kaderini etkileyecek bir öneme sahiptir. Söylemeliyim ki, bu suyun herhangi bir kaynakla değiştirilme olasılığını ben bilmiyorum.” (Jerusalem Post, 27 Aralık 1995)

İsrail’de yayınlanan bazı  resmi   raporlarda  Golan’dan çekilmenin İsrail  su sistemini büyük oranda  etkileyeceği  ve  bu su  açığının  planlanmış  deniz  suyu  arıtma  tesislerinde  üretilecek  suyla  karşılanması  gerekeceği belirtilmektedir. (Golan Tepeleri’nin su kaynakları açısından önemi için Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız’ın 2009 yılı Ekim ayında Cumhuriyet Gazetesi Strateji ekinde yayımlanan “Golan Tepeleri ve Hidro-Strateji” başlıklı makalesini okumasını öneririm. Yazı, internette de bulunuyor) İsrail’in Fırat ve Dicle havzalarını PKK üzerinden devletleştirerek, bu iki nehri kontrol etme isteğini de su meselesi başlığı altında değerlendirebiliriz.

Özetle Golan Tepeleri İsrail açısından hem Doğu Akdeniz bütününe yayılacak bir şekilde enerji hem de su kaynakları açısından stratejik bir öneme sahip.

TRUMP’IN AÇIKLAMASININ ŞİFRELERİ

Bu denklem çerçevesinde Trump’ın “Golan Tepeleri”  çıkışını anlamaya çalışalım. Öncelikle son olarak İsrail’in Kanal 12 televizyonunun, Trump’ın “İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini" tanıyan belgeyi gelecek hafta imzalayacağını duyurduğunu belirtelim ve Trump’ın açıklamasının şifrelerini çözmeye çalışalım.

Trump’ın açıklamasının nedenlerinden biri, Nisan ayında erken seçime gidecek İsrail’de Binyamin Netanyahu’nun elini güçlendirmek. Böylece Ortadoğu’nun kan gölüne dönmesinin sorumlularından birinin koltuğunu sağlama almaya çalışacaklar.

İkinci ve daha önemli nedeni de şu: Aktardığımız bilgilerde geçen petrol ve doğalgaz rezervi, İsrail’i bir anda Ortadoğu’nun petrol ve doğalgaz satıcıları listesinde zirveye taşıyacak. Ancak İsrail’in önündeki engel, Golan Tepeleri’nde işgalci olması. BM’de İsrail’in Golan’daki varlığını işgal olarak kabul ediyor. İşgalci güç olduğu için İsrail Golan’daki doğalgaz ve petrolü satamaz. Ancak ve ancak “Bu topraklar İsrail’indir” diye bir oldu bitti yaparsan, satışın önünü açarsın. Bu tür oldu bittiler konusunda uzman olan Amerikan yönetimi, Trump’ın bu çıkışıyla işte bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Çıkan doğalgazı ve petrolü İsrail şirketleri ile birlikte Amerikan şirketleri satacak. Özellikle Leviathan sahasında Amerikalı Nobel Enerji öne çıkıyor.

DOĞU AKDENİZ BORU HATTI

Peki satış nasıl gerçekleştirilecek? İşte bu konuyla ilgili Türkiye’yi çok daha yakından ilgilendiren bir fotoğraf karşımıza çıkıyor.

Hatırlanacağı üzere 20 Mart’ta Kudüs’te ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis bir toplantı yaptı. Bu toplantının en önemli gündem maddesi, Doğu Akdeniz’de, aktardığımız sahalarda bulunan doğalgazın Avrupa’ya taşınmasıydı. Bu zirvede 3 ülke ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi East-Med (Uzun adı East Mediterranean, yani Doğu Akdeniz) adı verilen boru hattı konusunda anlaşmaya vardılar. Genie Enerji, Nobel Enerji gibi şirketlerin merkezinde olduğu boru hattı projesine göre, bu doğalgaz rezervi Girit üzerinden İtalya’ya uzanacak. Bu boru hattının güvenliği sağlamak için de İsrail ve Yunanistan arasında, Türkiye’nin tepkisini çeken bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre Girit Adası’na çok geniş bir alanı kapsayacak şekilde radar üssü kurulacak.  Böylece Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Doğu Akdeniz’de kuşatılmış olacak.

PROJENİN SAVUNUCUSU FDD

Diğer bilgileri sonraki yazıma bırakarak bu satırlara son vermeden önce Türkiye’yi ilgilendiren çok ilginç iki ayrıntıyı aktarmak istiyorum. Bunlardan birincisi şu: Netanyahu, Trump başkanlık görevini 20 Ocak 2017 tarihinde devraldıktan sonra Şubat ayında Washinton’a gitmişti. Basına, görüşmede Netanyahu’nun Trump’tan İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki yasadışı işgalini tanımasını istediği yansımıştı. İşte bu ziyaretin sona ermesi ve Netanyahu’nun Washington’dan ayrılmasından sonra Genie Enerji şirketinin Yönetim Kurulu Üyesi Rupert Murdoch’un gazetesi Wall Street Journal’da bir makale yayımlandı. İsrail yanlısı “düşünce kuruluşu” Demokrasileri Savunma Vakfı (Foundation For Defense of Democracies-FDD) İcra Direktörü Mark Dubowitz, ABD’nin Golan’daki İsrail kontrolünü tanımasının kazanç olacağına yönelik bir yazı yazdı.

“Eee bunları sözü geçen yazılarda okuduk. Ayrıntı bunun neresinde” diyebilirsiniz. Ayrıntı makalenin yazarı, yani Mark Dubowitz. Dubowitz, ABD’de Türkiye’ye karşı silah olarak kullanılan Reza Zarrab davasında bilirkişi olarak atanan iki kişiden biriydi. Dubowitz ayrıca Türkiye’de, tutuklu bulunan Adnan Oktar ile bağlantılarıyla da konuşulmuştu. Hatta Adnan Oktar ekibinin 17-25 Aralık sonrası Dubowitz’i Ankara’da CHP Genel Merkezi’ne götürdüğü ve yetkililerle görüştürdüğü iddia edilmişti. Dubowitz’in üst düzey yöneticisi olduğu FDD’nin Türkiye masasının başında da tanıdık bir isim bulunuyor: ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman. Ayrıca 15 Temmuz'dan bir ay önce "Türkiye'de darbe olabilir" diyen John Hannah ile FETÖ bağlantıları ile bilinen ve ABD'de yaşayan eski CHP Milletvekili Aykan Erdemir'de FDD Türkiye masasında yer alıyor.

Bu nota şimdilik virgül koyarak ikinci önemli ayrıntıyı aktaralım. Malum Murdoch Türkiye’de Fox TV’nin sahibi. Bu kanalda, çok üst düzey bir siyasi parti temsilcisinin son dönemlerde çok tartışılan eşinin ciddi bir etkisi olduğu belirtiliyor. Bu kişiyi bulmak da size kalsın.

Son söz, yukarıda aktardığımız planın önündeki en büyük engel olarak Türkiye görülüyor. Türkiye’nin bu planı bozmak için kaldırdığı gardını düşürmek için de bütün güçleriyle ülkemize saldırıyorlar.

Bu fotoğrafa bakınca beka sorunu olup olmadığı değerlendirmesini sizlerin yapmasını istiyorum.

Yorumlar