Ersin Dedekoca Ersin Dedekoca

Yükselen Enflasyon ve Kalıcılığı

13 Ağustos 2018
Yükselen Enflasyon ve Kalıcılığı

3 Ağustos’ta “Temmuz ayı enflasyon rakamları” açıklandı. Temmuz ayında “tüketici fiyat endeksi (TÜFE)/ manşet enflâsyon”, bir önceki aya göre yüzde 0.55 oranında arttı. Bir diğer anlatımla, son bir yıllık tüketici enflasyonu yüzde 15.85 olarak gerçekleşti.

Söz konusu enflâsyon verisi, yüzde 0.90’lık aylık ve yüzde 16’lık yıllık “piyasa beklentisinin altında” kalmakla birlikte, “yükselme trendinin devam ettiğini” göstermektedir. Bunun bir sonucu olarak da, açıklanan veri piyasaları coşturmaya yetmedi.

Son Verinin Değerlendirilmesi

Geçen yılın Temmuz ayında TÜFE yüzde 0.15 artmış, bir aylık da olsa, yıllık yüzde 9,79 gibi, tek haneli rakam görülmüştü. Çünkü genellikle Temmuz ayları, mevsimsel nedenlerle, hem gıda fiyatlarının düşük seyretmesi, hem de giyim ve ayakkabıda sezon indirimleri nedeniyle enflasyonun mola verdiği dönemlerdir.

Bu çıkarımımızı doğrular nitelikte, geçtiğimiz ay gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında yüzde 0.28, giyim ve ayakkabıda yüzde 3.07 gerileme gözlendi. Buna karşın lokanta ve oteller grubunda, turizm sektöründeki kıpırdanmanın da etkisiyle, yüzde 2.26; ev eşyasında ise yüzde 1.82 sıçrama sonucu tüketici enflasyonu yüzde 15’in üzerinde kalmayı sürdürdü.

Ancak bu durum geçiciliğini, ÜFE (üretici fiyat endeksi) ve “çekirdek enflasyon” verilerinden de anlayabilmekteyiz. Geçen ay %14’lerde olan yıllık çekirdek enflasyon, bu ay %15’lerin üstüne sıçradı. Ayrıca, ÜFE’de de, aylık yüzde 1,77 oranında gelen ÜFE artışı, yıllık bazda %25’e ulaşmış durumda. Normal koşullar altında ÜFE artışının, TÜFE’deki artışın bu denli üzerinde olması nedeniyle, izleyen aylarda tüketici fiyatlarının daha da yükseleceği beklentisini doğurmaktadır.

ÜFE ile TÜFE arasındaki makasın oransal olarak bu kadar açıldığı bir başka dönem, 2011 yılında yaşanmıştı. 2011 yılı sonbaharında, tüketici fiyatları enflasyonu %6-%7’ler civarındayken, üretici fiyatları enflasyonu %13’ü aşmıştı. ÜFE’deki bu artış, birkaç ay sonra tüketici fiyatlarına da yansımış ve TÜFE artışı 2011’in sonunda çift haneye ulaşmıştı.

ÜFE ve TÜFE oranlarındaki geçmiş kısa dönem kırılmalarını aşağıda tabloda özetliyoruz:

Kaynak: TÜİK

Gıda Fiyatlarındaki Gelişim

Temmuz ayında, beklenti altında gelen enflâsyonun temel nedeninin, manşet enflâsyonu düşürmeye yetmemiş olsa da, gıda fiyatlarındaki düşüş olduğunu görmekteyiz. Özellikle sebze-meyve fiyatlarında, bir önceki aya göre yüzde 3,12 oranında; gıdanın toplamında da yüzde 0,44 oranında düşüş gerçekleşmesini izlemekteyiz. Bu düşüşler çok normal, hatta az bile. Aslında gıda kırılımında mevsimsel etkiyi görmeyeli epey zaman olmaktadır. Gıda fiyatlarındaki artışta yaşanan düşmenin temel nedeni, sebze-meyve fiyatlarında bir önceki ay yaşanan, aylık bazdaki yüzde 17,51 (yıllık değil) artıştır. Bu konuda söylemek istediğimiz: önceki ay bu kadar yükselen sebze-meyve fiyatlarının, Temmuz ayında bir miktar gerilemesi, normal ve hatta oransal olarak yetersiz olduğudur.

Bu dönemde, tarım ürünleri ÜFE oranı ile gıda tüketici enflasyonu arasında önemli bir farklılaşma gözlenmektedir. Anılan ayrışmanın boyutu, ana eğilim göstergelerinde daha belirgindir. Tarım üretici fiyatları ana eğilimi bu çeyrekte olumlu bir seyir izlerken, gıda tüketici fiyatlarının eğilimi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Söz konusu bu gelişmeyi, TCMB’nın son Enflâsyon Raporu da doğrulamaktadır.

Bu bağlamda harcama gruplarına göre değişim oranlarına göz attığımızda, gıda ve alkolsüz içeceklerde son 1 yıldaki fiyat artışının yüzde 19.40 olduğunu izlemekteyiz. Bu olgu, tüketim deseninde gıda ürünlerinin ağırlığı daha fazla bulunan yoksul kesimler için çok vahim bir tabloyu işaretlemektedir.

Enflâsyonun Geleceği

Yılın ilk yedi ayındaki tüketici enflasyonu, şimdiden yüzde 9.79’a ulaşmış durumdadır. İç talepteki zayıflamayla, önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarının biraz hız kesmesi beklenebilir. Ancak şurası bir gerçek ki, üretici fiyatlarındaki, özellikle kur yükselmesine bağlı “maliyet artışı”, kaçınılmaz bir biçimde tüketiciye de yansıyacaktır.

ÜFE’nin son 1 yılda tam yüzde 25 artışı, endişe verici bir tabloyu işaret etmektedir. Özellikle 2016’da dünyada petrol ve hammadde fiyatlarının düşük seyretmesi sonrasında, 2017 başından itibaren ülkemizdeki fiyat artışları, başta Kredi Garanti Fonu hormonu, ekonominin aşırı ısınmasına yönelik hamleler ve küresel fiyatların normale dönmesiyle birlikte hız kazanmıştır.

Başkanlık sisteminde bakanların açıklandığı 9 Temmuz’dan (dolar kuru 4.55 TL) bu yana TL’nın Amerikan Doları karşısında yüzde 16; 2017 yılı sonundan bugüne ise (dolar kuru 3.79 TL) yüzde 39,3 oranında değer kaybettiği izlenmektedir. Yetkin bir ekonomi ekibinin de yönetimde olmaması, TCMB’nın bağımsızlığını yitirdiği apaçık ortada dururken ve dış politikada da, ABD ile yaşanan gerginlik, ABD’nin İran’a yönelik ambargoları yaşanırken, yıl sonu için yüzde 15’in altında bir TÜFE’yi telaffuz etmek, şimdilik gerçekçi görünmemektedir.

Özün Özü: Ülke ekonomisi, yumuşak ve sert güç temelli “ekonomi politik” gerçekleri dışında düşünülemez.

Yorumlar