Şanlı Bahadır Koç Şanlı Bahadır Koç

Trump'ın Yaratabileceği Değişim/Hasar ve 90 Dakikayı Bitirememe İhtimali

16 Ocak 2017
Trumpın Yaratabileceği Değişim/Hasar ve 90 Dakikayı Bitirememe İhtimali

Avrupa kıtasında (Rusya ve Türkiye hariç) yaklaşık 500 milyon insan yaşıyor.

Burası dünyanın en zengin bölgelerinden ve son 5 asırda dünyayı büyük ölçüde bıradaki ülkeler ya da oradan çıkan fikirler yönetti.

Avrupa’da mükemmel olmasa da belli bir güvenlik mimarisi var ve bu (Balkanlar’da yaşananları saymazsak) son 70 yılda güvenliği sağladı.

ABD 1) nükleer şemsiyesi ve 2) konvansiyonel askeri varlığı.

İlki hakkında anlaşılır ve kaçınılmaz bir belirsizlik olsa da ikincisi genelde sağlam kabul ediliyordu.

Güvenlik mimarisinin diğer boyutları 3) Almanya’nın tarihi nedenlerle normal olandan ve cüssesinden a) askeri, b) siyasi olarak daha küçük bir role razı olması,

4) Fransa’nın ise boyuna posuna göre daha aktif olmasıydı.

5) İngiltere’nin (Fransa ile beraber) i) nükleer kapasiteye sahip olması, ii) ABD ile çok yakın çalışması da bu mimarinin değişmez unsurları arasındaydı.

Ve tabii 6) Rusya’nın Avrupa’nın dışında tutulması.

 

Soğuk Savaşı’n bitiminden sonra Rusya giderek daha da püskürtüldü ve Nato askerleri Petersburg’a iyice yaklaştı.

Şimdi son dönemde daha Trump piyasaya bile çıkmadan bu resimde önemsiz olmayan değişiklikler var.

Almanya artık sadece ekonomik değil siyasi olarak da Avrupa’nın en önemli gücü ve lideri.

Fransa ekonomik dinamizmini, kendine güvenini ve Almanya ile eşit olma statüsünü ya kaybetti ya da kaybetmenin eşiğine geldi.

İngiltere AB’den ayrılacak ve pahalı askeri nükleer kapasitesini sürdürmesi her zamankinden daha fazla tartışılıyor (pratikte sonuç yine değişmese de).

Rusya Avrupa ile kurduğu enerji ilişkisinin ötesinde yakın çevresinde ve nihayet Orta Doğu’da da aktifleşti.

Putin Obama’nın yarattığı boşluğu önemli ölçüde doldurarak Ukrayna’dan Suriye’ye, Kafkaslardan Türkiye’ye önemli mevziler kazandı.

AB projesi çökmese de çatrdıyor.

Kitlelerin azımsanmayacak bir bölümünün AB projesinden sıtkı sıyrıldı.

AB'nin her ülkeye sadece aynı değil benzer şekil ve oranda yarayıp yaramadığı tartışılıyor.  

Trump ve Brexit’ten sonra Fransa ve Hollanda’da merkez dışı sağın patlama yapma riski belirdi.

Artık kimse Merkel’in yerinin garanti olduğunu söyleyemiyor.

Avrupa’da yükselen yeni aşırı sağ Putin’den feyiz ve belki de somut destek alıyor.

Trump da bu resmin içinde ve bu aşırı sağ unsurlarla iletişim içinde.

Buradan yeni ve belki (yarı-) kalıcı bir yeni sağ enternasyoneli çıkabilir.

Trump Nato’dan, nükleer silahlardan, müttefiklerden son 70 yılda hiçbir Başkan ya da üst düzey ABD’li siyasetçi/yetkilinin konuşmadığı bir terminoloji, tarz ve yaklaşımla konuşuyor.

 

Trump’ın Putin’e aşırı yumuşak yaklaşımının ardında gerçekten ne var ve bu kalıcı mı henüz bilmiyoruz ama Amerikan -hadi derin demeyelim ama- “kalıcı” devletinin buna direneceğini düşünmek yanlış olmaz.

Ama Trump’ı eğitmek, kafalamak, oyalamak, çevrelemek, korkutmak, sınırlamak, engellemek, cezalandırmak o kadar da kolay olmayabilir.

Daha karşı tarafın bir oyun planı olup olmadığını bile bilmiyoruz.

Bekleyip Trump’ın hata yapmasını mı bekleyecekler, yoksa hemen çekmece ya da rafta hazır bekleyen aktif hücum stratejileri var mı?

“5. Caddede adam vursam bile bu millet beni seçer” diyen (ve haklı çıkan) Trump yaşanabilecek başarısızlık, skandal ve soruşturmalardan o kadar da çok ve hızlı şekilde negatif etkilenmeyebilir.

ABD elitinin savaş yıllarını da sayarsak yaklaşık 80 yılda binbir emekle kurdukları düzen ellerinden kayıp gidebilir.

Artık herkesin gördüğü gibi Trump normalden çok farklı bir mahluk.

Kendisinin başarılı olup olmayacağını söylemek zor.

Ama önemli ve belki de kalıcı bir değişim/etki/sarsıntı/tahribat yaratacağını söylemek değil, çünkü:

Trump, a) ABD halkının kızgın ve aklının karışık, b) elitinin hazırlıksız, şaşkın, panik ve belki de zamanla giderek daha da bölünmüş olduğu, ve c) küreseleşmenin yarattığı değişimin ve ona karşı oluşan tepkinin arttığı ve dünyanın taşlarının oynamaya başladığı oynak bir zamanda geldi.

Dünyada belli belirsiz, sonucunu tam bilmeden ve çok örgütlü olmasa da değişim için ciddi bir istek ve ortam var.

Eski kesinlikler, alışkanlıklar, kurumlar, kurallar, disiplinler gücünü kaybediyor.

Trump gibi birinin kırıp dökebileceği ve bu arada aktif ya da pasif destek alabileceği “akışkan” bir dönem bu.

Putin’le flörtün hız ve derecesini abartırsa Amerikan elitlerinin konsantrasyonunu arttırıp hiç beklemediği bir anda kendini yerde de bulabilir.

Sonuçta bu bir iki soruşturma ve orada verilen ve sonra ortaya çıkacak bir iki yalan ifadeye bakar.

Amerikan tarihinde 44 başkanın 3’ü azil edildi veya ona çok çok yaklaştı.

Yani oran olarak yaklaşık %7.

Karakteri, tercihleri ve bunların ne kadar farklı olduğu düşünülürse Trump için bu riskin % 15 ve hatta %20’ye yakın olduğunu söylemek abartı olur mu?

 

Sorun şu ki, yukarıdaki türden bir adım çok kısa sürede atılamaz/ atılmak istenmez.

Yani Trump'ın züccaciye dükkanını kırıp dökmek için vakti yok değil.

 

Yorumlar