Sabir Askeroğlu Sabir Askeroğlu @SabirAskeroglu

Doğu Avrupa’da Yeni “Büyük Oyun”

31 Ekim 2016
Doğu Avrupada Yeni “Büyük Oyun”

Büyük Oyun” 19. yüzyılda dönemin hegemon gücü olan Büyük Britanya ile Avrupa’nın büyük güçlerinden biri olan Rusya arasında Orta ve Güney Asya’da yürüttükler güç mücadelesinin adıydı. İkinci Dünya Savaşı’nda zayıflayan Britanya, küresel hâkimiyet rolünden vazgeçerek dünya denizlerindeki üstünlüğünü 20. yüzyıl boyunca aşamalı olarak ABD’ye bıraktı. Avrupa’nın batısını ABD ile birlikte Britanya kontrol altına alırken, doğusunun kontrolü tamamen Sovyetler Birliği’ne geçmişti. Soğuk Savaş boyunca NATO üzerinden Batı Avrupa’da ABD mutlak üstünlük sağlarken, Sovyetler Birliği ise Varşova Paktı üzerinden Doğu Avrupa’nın güvenliğini üstlendi. Sovyetler Birliği Doğu Avrupa’dan tek taraflı çekilmesi ve 1991 yılında dağılması, ABD’nin küresel hâkimiyetini, yani “Pax Americana” ilan etmesi için tüm şartlar yerine gelmiş oldu. Rusya eski Sovyetler Birliği coğrafyası üzerinde nüfuzunu korumaya çalışırken, Yugoslavya kriziyle birlikte Balkanlar'da aktif olmaya çalışmış, Balkan ülkeleriyle birlikte Doğu Avrupa ülkelerinin, Avrupa Birliği’ne ve NATO’ya girmeleri, bu bölgeler ABD ile birlikte Almanya’nın etkisi altına girmeye başlamıştır.  

Ukrayna Krizi’yle birlikte Doğu Avrupa’da yaşanan güç mücadelesi, Britanya’nın tekrar etkin güçler arasında yer alabilmesi için fırsat doğurmuştur. Doğu Avrupa, Britanya’nın 19. yüzyılda mücadelesini yürüttüğü Orta ve Güney Asya bölgeleri gibi jeopolitik öneme sahip bir bölgedir. İngiliz jeopolitik kuramcı Halford Mackinder’in “Kara Hâkimiyet Teorisine” göre Doğu Avrupa, dünya hâkimiyetine ulaşmak için kontrol altına alınması gereken ilk jeopolitik alandır.

Dolayısıyla, Doğu Avrupa ülkeleri kendi güvenliklerini garanti altına almak amacıyla NATO’ya üye olurken, küresel hâkimiyetini sağlamak ve bunu sürdürmek isteyen ABD için ise Doğu Avrupa bölgesi kontrol altına alınması gereken jeopolitik bir alandı.

Almanya için de Doğu Avrupa jeopolitik bir alan olup, Rusya’dan gelebilecek herhangi bir tehdidin daha uzakta tutulması için “tampon bölge” niteliğini taşımaktadır. Rusya için de Batı’dan gelebilecek bir tehdidin önlenmesi için benzeri bir nitelik taşıyordu.

Britanya için ise Doğu Avrupa farklı öneme sahiptir. Bu nedenle de bu bölgede etkisini artırmak önemli amaçlar arasındaydı. 8-9 Temmuz NATO’nun Varşova Zirvesi’nde alınan kararla bu amacını kesinleştirmişti.  

Britanya, 2017 yılında itibaren Baltık ülkeleriyle savunma alanında işbirliğini artıracağı ve askeri birlikler yerleştireceğine ilişkin karar aldı. NATO zirvesinde öngörülen ve Estonya’da yerleştirilmesi planlanan 650 asker sayısını 800’e çıkardığını açıkladı. Ayrıca Britanya, buraya ”Tayfun”  savaş uçaklarını, tank ve zırhlı araçlarını de sevk edeceğini belirtti. Britanya’nın Estonya’daki varlığı, NATO çerçevesinde Doğu Avrupa’da yerleştirilmesi öngörülen 4000 personelden oluşan 4 taburun yaklaşık % 20’isine tekabül ediyor. Britanya, ayrıca Romanya’nın “Mihail Kogelniçanu” askeri üssünde yerleştirilecek savaş uçaklarıyla Romanya hava sahasının güvenliğini sağlamayı hedefliyor.

Britanya’nın Romanya’ya yerleşmek istemesi, özellikle de Ukrayna’ya yakın olunması, daha da önemlisi kriz bölgelerinden biri olan Moldova’ya sınır bir ülkede olması, Rusya açısından önemli bir gelişmedir.

Britanya’nın Doğu Avrupa’da stratejisini birkaç nedene bağlayabiliriz. Birincisi, Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla, Avrupa’daki gelişmelere müdahil olma aracını kaybetmiştir. Bu da Britanya’nın bundan sonraki dönemde AB üzerinden uygulayamayacağı politikalarını NATO üzerinden sağlamaya çalışması anlamına gelir. Bu nedenle Britanya Savunma Bakanı Michael Fellon, Britanya’nın savunma bütçesi artırarak, NATO’da daha aktif rol oynayacaklarını, havada, karada ve denizde daha da güçleneceklerini ve böylelikle kuzeyde ve güneydeki müttefiklerinin güvenliklerini daha iyi savunabileceklerini belirtmiştir. Britanya’nın AB’den çıkması, Almanya’nın Avrupa’da daha da güçlenmesine neden olmuştur. Özellikle de Almanya’nın geleneksel etki alanı olarak gördüğü Doğu Avrupa’da. Britanya bu nedenle bölgeyle tekrar ilgilenmeye ve daha aktif rol üstlenmeye çalışmaktadır.

Britanya’nın Doğu Avrupa politikasının diğer bir sebebi ise, Rusya’yla ilgilidir. Suriye krizinin başlamasıyla beraber Rusya’nın Akdeniz’de artan etkisine bir cevap verme çabasıdır. Ayrıca Britanya’nın Doğu Avrupa’da güç gösterisi, Rusya’nın Akdeniz’e inen deniz kuvvelerinin La Manch boğazı/İngiliz Kanalı’ndan geçerek Britanya’ya karşı sergilemeye çalıştığı güç gösterisine bir cevaptır aynı zamanda. Rusya’nın Britanya kıyılarında sergileyeceği faaliyetler, doğrudan Britanya’nın Romanya ve Estonya’daki kuvvetlerini harekete geçirecektir.

Görünen o ki, Avrupalı büyük güçler klasik jeopolitik uygulamalara tekrar geri dönerken, Doğu Avrupa geçmişte olduğu gibi, “Büyük Oyunun Satranç Tahtası”  haline gelmiştir.  

 

Yorumlar