Gözde Kılıç Yaşın Gözde Kılıç Yaşın

Haydar Aliyev’in Mirası: Kendi Oyununu Kuran Azerbaycan

09 Mayıs 2018
Haydar Aliyevin Mirası: Kendi Oyununu Kuran Azerbaycan

Azerbaycan’ın enerjisi ve gücü yükselen bir değer olarak “oyun kurucu” bir aktör haline dönüştüğünü, etkisinin bölgesini de aştığını görüyoruz. Bu değerlendirmeyi pek çok kriterle destekleyebiliriz ancak özellikle Hocalı Soykırımı’nın dünya devletleri parlamentolarında tanınmaya başlamasını ön plana almak gerekir. Kuşkusuz ki bu Azerbaycan’ın kurulu bir oyunu bozduğunun, zor olanı başardığının, devlet gücünün dış siyaset yapıcılığında “oyun kuruculuğa” yükseldiğinin göstergesidir. Türk kimliğiyle bütünleşmiş değerler ve tezlere dünyada genel anlamda olumsuz bir bakışın ağır bastığı dikkate alındığında ve buna dünya devletlerinin bazı güçleri karşılarına almaktan çekinme eğilimi eklendiğinde, ortadaki başarının büyüklüğü açık şekilde anlaşılmaktadır. İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği’nde Hocalı’da yaşananları soykırım olarak tanımlayan ve Ermenistan’ı kınayan kararı ile başlayan sürecin Meksika, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti’nde ve ABD’nin bazı eyaletlerinde alınan parlamento kararları ile devam edebileceğini kim düşünebilirdi ki? İslam İşbirliği Teşkilatı kararını ilk izleyen ülkenin Pakistan olması, Pakistan’ın ezeli Türk dostu ve Müslüman kimliğiyle örtüşmesi nedeniyle “beklenen” bir karar olmasına rağmen rotanın Güney Amerika ve Avrupa’ya uzaması gerçekten de güçlü ve kararlı bir çalışmanın sonucu olmalı. Bir etnik grubun diğerini veto etmesi nedeniyle devleti bir adım öteye taşıyabilecek herhangi bir kararı çıkaramayan Bosna-Hersek parlamentosundan Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıyan bir kararın vetoya uğramadan çıkarılabilmesi de Azerbaycan Hükümeti’nin başarısıdır. ABD ya da AB’nin pek çok girişimine rağmen Bosna-Hersek’te herhangi bir konuda “tek ses” oluşturmak mümkün olmamışken bunu Azerbaycan’ın başarması, kuşkusuz bir süredir bölgede izlediği politikaların sonucudur. Demek ki Azerbaycan kendi bölgesini aşarak ve dünya çapında kendi siyasetini yürütebilir duruma geldiğini ispatlamıştır. 

 

Bu başarı, Azerbaycan’ın devlet olarak yürüttüğü politikaların, dünya sathına yayılmış talebelerinin özverili çalışmalarının ve büyükelçiliklerinin girişimlerinin bir sonucudur.  Hocalı Soykırımı’nın dünyada tanınması, bu konuda hassasiyet oluşturulması sağlanmış, Azerbaycan’ın topraklarının işgal altında tutulduğu gerçeği anlatılabilmiş ve en önemlisi de Azerbaycan’ın yükselen bir güç olduğu gösterilmiştir. Başarının mimarı, Azerbaycan halkının kendine güveni, sabrı ve özverisidir. Ancak kimlikleştirmek gerekirse halkta bu inancın yaratılmasında ve devlet politikalarının sistemli bir şekilde geliştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesinde İlham Aliyev ile merhum Haydar Aliyev’in isimlerini anmak gerekir.

 

Haydar Aliyev Politikaları

Bu yıl, doğumunun 90. yılının kutlandığı Haydar Aliyev’in en güçlü mirası, gerçek anlamda bağımsız bir Azerbaycan Devleti’dir. 1991’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ın başına 1993’de geçen Haydar Aliyev, önceliği iç istikrara vermiş; yeni bir devlet olmaktan kaynaklı bocalama sürecinin hızlı atlatılmasına yönelmiştir. Dış politikada ise aşamalı olarak dengeli ve çok yönlü bir dış politikaya geçişi amaçlamıştır. Bugünün Azerbaycan’ına bu süreçlerden geçilerek ulaşılmış, her iki hedefte de başarıya ulaşılmıştır. Özellikle İran, Rusya, ABD ve Avrupa devletleri ile “eşitler arası ilişki” kurulmasının bir ülkenin varlığı, bir milletin onuru ve bir devletin devamlılığı açısından önemi aşikardır. Haydar Aliyev’in başlattığı, İlham Aliyev’in sürdürdüğü denge siyasetinin hedefinde de bağımsızlığı gerçek anlamda tanınan, egemenliğine saygı duyulan, eşitler arası ilişki kurabilen bir devletin devamlılığını sağlamak bulunmaktadır.

 

Haydar Aliyev, ülkesinin siyasi bağımsızlığını kazanmasından sonraki dönemde, Hazar Denizi’ndeki petrol kaynaklarını iyi bir ekonomik koz olarak kullanıp ülkesine ekonomik bağımsızlık da kazandırmıştır. Bağımsızlığın ilk yıllarında sorunlar yaşanan İran ve Rusya ile dengeli ve eşit ilişkiler kurabilmek Tahran-Erivan-Moskova kuşatmasını kırmada önemli bir adım oluşturmuştur.[1] Ancak aynı zamanda, bölgedeki Rusya ağırlıklı denklem de Batı ile kurulan ilişkiler aracılığıyla dengelenmiştir. 1994’ten itibaren Hazar enerji kaynaklarına dünyanın ilgisini çekerek ve ekonomik olduğu kadar politik çıkarları da gözeterek ABD’nin bölgeye yönelmesini sağlayan Azerbaycan, ABD, Rusya ve İran dengesini oluşturmuştur. Sonuçta Azerbaycan, her kesim ve güç açısından “bölgede önem verilmesi gereken ülke statüsü”ne ve “bölgesel planlarda dikkate alınması gereken ülke statüsü”ne bu politikalarla ulaşmıştır. Bu statünün Azerbaycan’ın güvenliğini tehdit eden unsurları dikkate ve özene sevkettiği ve Azerbaycan’ın bağımsızlığını pekiştirdiği açıktır.  

 

Dolayısıyla Aliyev, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarını ülkesel kalkınmayı sağlamak için olduğu kadar dış ilişkilerini kurarken de kullanmıştır. Kuşkusuz ki Haydar Aliyev’in bugünün Azerbaycan’ına bıraktığı en önemli miras da bu zenginliktir. Zira ekonomik bağımsızlık ve kendi kaynaklarını kendi çıkarlarına kullanabilme yeteneği Azerbaycan’ın dünya konjonktürüne taşınmasıyla, dünya siyasetinde oynadığı rolle son derece bağlantılıdır. Bu yetenek, hem pek çok pazarlıkta Azerbaycan’ın elini güçlendirmektedir hem ülkenin çeşitli baskıları bertaraf edebilmesi için güvence oluşturabilmektedir hem de ülkenin savunma bütçesine tartışılmaz büyüklükte bir kaynak ve pek çok tehdit unsuru üzerinde caydırıcılık yaratabilmektedir. Dolayısıyla Haydar Aliyev’le başlayan enerjinin etkin bir baskı aracı olarak kullanılması stratejisi, bugün bunun siyasi, ekonomik ve askeri güçle desteklenebildiği ortamı yaratmıştır.

 

“Tek Millet”in Mimarı

Haydar Aliyev’in Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine ilişkin politikasına değinmemek mümkün olamaz. Zira yükselen bir Azerbaycan, Türkiye’nin; yükselen bir Türkiye de Azerbaycan’ın etkinliğini ve gücünü arttırmaktadır. “Tek millet, iki devlet” sözü ile anılan Aliyev’in, Türkiye Azerbaycan ilişkilerinin karşılıklı stratejik ortaklık anlayışı çerçevesine oturtulmasındaki katkısı unutulamaz. Nitekim hem anlamlı sözünün altını dolduran hem de iki ülkenin dostluğunu olduğu kadar gücünü ve etkisini de pekiştiren bu politikalar olmuştur. İki ülke ekonomik, siyasi, askeri ve güvenlik bağlamında sıkı bir işbirliği oluşturmuştur. Ancak en önemlisi duygusal bağın özellikle Türkiye halkı bağlamında, yeniden ve çok daha geniş bir çevrede tesisinde, “Tek millet, iki devlet” şiarının ve Azerbaycan’dan yükselen sevgi ve güven çağrısının önemi çok büyüktür.

 

Sonuçta Haydar Aliyev’in politikalarının başarıya ulaşması, özellikle petrol ve doğalgaz projelerinin gerçekleşmesi, Azerbaycan’ın Ermenistan işgali altındaki toprakları başta olmak üzere pek çok sorununun Batı basınında Azerbaycan’ın bakış açısıyla, hakça yer almasını sağlamış, dolayısıyla Avrupa ve ABD’deki Ermeni lobisinin Azerbaycan karşıtı çalışmalarını da dengelemiştir. Dağlık Karabağ’ı kurtarmak hedefiyle başlayan yer altı zenginliğinin yer üstüne taşınması politikasının ulaştığı nokta, sadece bölgede değil dünyada kendi oyununu kurabilmek olmuştur. Devamının geleceği de açıktır. Bugün Azerbaycan’ın dünya siyasetinde söz sahibi olabilmesinin mimarı Haydar Aliyev takdirle anılmaktadır. Türk halkının önemli liderleri arasına adını yazdıran Aliyev’in politikalarının sadece Azerbaycan’ın değil aynı zaman da Türkiye’nin de önceliklerinin dünya gündeminde tutulmasındaki katkısı da unutulamaz.

(BU MAKALE ilk kez 2013 yılında yayınlanmıştır) 


[1] Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesinde, Rusya’nın Karabağ Sorunun çözümünde tarafsızlığını sağlamak, Hazar’ın Statüsü konusunda da baskılarının durdurmak iki temel hedefti. Tarafsızlık hedefine tam olarak ulaşılabildiği söylenemese de Rusya’nın daha dengeli bir yaklaşıma zorlanabildiği görülebilmektedir. Öte yandan Rusya’nın Azerbaycan’ı “arka bahçe” yapma hedefinden uzaklaştırılması, İran’ın da Azerbaycan’ı üs olarak görme eğiliminin ortadan kaldırılması yaşamsal önemde başarılardır. 

 

Yorumlar