Sabahattin İsmail Sabahattin İsmail

Hürriyet Gazetesinin Haberine Zorunlu Değerlendirme

10 Nisan 2018
Hürriyet Gazetesinin Haberine Zorunlu Değerlendirme

Hürriyet gazetesinde "Kıbrıs'ta 110 bin Türk Rum vatandaşı oldu" başlığıyla bir haber yayınlandı. 

Rum tarafının "Kıbrıs Cumhuriyeti" kimliği ile AB üyesi olmasından ve geçiş kapılarının da açılmasından sonra Türkler güneye geçip eşit kurucu ortak oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu almaya başladılar. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi çok gidip gelişlerin olduğu İngiltere'nin KKTC pasaportlarına vize vermekte zorluk çıkarması, ikinci nedeni de AB eğitim imkanları ve serbest dolaşımdan yararlanma isteği idi. Rum yönetimi, AB pasaportu vermek için kimlik alma şartını koştu. Fakat ne ilginçtir ki kimlik almak için gerekli olan KKTC doğum belgesini ve KKTC kimliğini resmi evrak olarak kabul etti. Ama ne yaptı? KKTC doğum belgesi ve KKTC kimliği ile Rum nüfus dairesine gidip orda kayıt yapmayı ve KC doğum belgesi almayı da şart koştu. Yani o bizi tanımadığı halde doğum belgemizi ve kimlik kartımızı resmi evrak olarak kabul etti. Biz de onları tanımadığımız halde fiilen onların verdiği ancak kurucusu olduğumuz KC'nin doğum belgesi, kimlik kartı ve pasaportunu onlardan almayı kabul ettik. İngiltere ve AB'nin dayatması ile tabii…

Başlangıçta rahmetli Denktaş ve KKTC'ye sahip çıkan herkes buna karşı çıktı. Ne ki halkın bunu sadece kolay seyahat ve ücretsiz öğrenim hakkı için aldığı, KKTC'ye sahip çıkmaya devam ettiği, Rum devleti vatandaşlık haklarını kullanmayı reddettiği, seçme ve seçilme konuları ile ilgilenmediği, AB'nin tanımasa bile KKTC makamları ile işbirliği yaptığı ve adayı Rum devleti olarak değil "İki halklı Kıbrıs" olarak içine aldığı görülünce yeni bir değerlendirme yapıldı…

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin iki eşit halkın kurucu ortaklığına dayalı olarak kurulduğu, bu ortaklık devletinin kimlik ve pasaportunda, MEB sahasında ve deniz yetki alanlarında, hava sahasında, doğal kaynaklarında Kıbrıs Türk Halkının da eşit hakları bulunduğu ancak Rum tarafının bunları silah zoruyla işgal ettiği vurgulanmaya başlandı. Eşit kurucusu olduğumuz KC'nin kimlik ve pasaportlarını kullanmanın bu işgali tanıdığımız anlamına gelmediği, bunu AB'nin dayatmalarını aşmak için bir araç olarak kullandığımız, KC'de var olan ve silahlı direnişle koruduğumuz ortak egemenlik haklarımızı KKTC'de konsolide ettiğimiz ve bu devlete sahip çıkmaya devam ettiğimiz vurgulanmaya başlandı, ki doğrusu da budur.

Sonuç olarak eşit kurucu ortak olduğumuz ancak Rumlar tarafından işgal edilen KC'deki haklarımızın bir kısmını, AB dayatması nedeniyle, sadece kolay seyahat ve AB'de eğitim amacı ile kullanmak zorunda kalmamız bu işgali tanıdığımız, onların egemenliği altına girdiğimiz, Rum seçimlerine katıldığımız, onların vatandaşı olduğumuz anlamına gelmiyor. Onların da KKTC evraklarını kabul etmesi KKTC'yi tanıdıkları anlamına gelmiyor. KKTC'ye, egemenliğimize, eşit kurucu ortağı olduğumuz KC'deki ortaklık haklarımıza, denizlerdeki haklarımıza sahip çıkmaya ve devletimizi yaşatmaya devam ediyoruz…

 

Yorumlar