Doç. Dr.  Dilek Yiğit Doç. Dr. Dilek Yiğit

Avrupa Birliği Literatüründe Yeni Bir Kavram: ORBANIZATION

20 Ekim 2017
Avrupa Birliği Literatüründe Yeni Bir Kavram: ORBANIZATION

Avrupa Birliği’nin sorunlarının sonu gelmeyecek gibi. Birliğin sorunlarını yakından takip edenler 2008 ve sonrasında Avro alanı borç krizi ve etkileri gibi konulara konsantre olmuş iken; 2010 yılının sonundan itibaren Avrupa Birliği’nin sözde Arap Baharı kapsamında yaşanan gelişmelere karşı ne ölçüde etkisiz kaldığını tartışmaya başladılar. Diğer taraftan Birlik uzmanları Avrupa’da aşırı sağın yükselişi bağlamında üye devletlerdeki seçimleri ve sonuçlarını izlemek ve yorumlamak durumunda kaldılar. Yoldan geçen herhangi bir Avrupalıya “Arap Baharı”nın Avrupa’ya etkisi nedir diye sorsak, aldığımız ilk cevap mülteci sorunu olsa gerek. Zaten Avrupa’da aşırı sağın güç kazanmasını, Almanya’da Almanya için Alternatif Partisi’nin parlamentoya girmesi gibi, büyük ölçüde Avrupalıların mülteci akınına tepkisine bağlayabiliriz. Fransa ve Almanya’da halkın yarısına yakını ülkelerinde mülteci istemiyor. Dolayısıyla aşırı sağ partiler mülteci-göç karşıtı söylemler temelinde kendilerine yönelik desteği artırıyorlar.

Avrupa Birliği üye devlet hükümetleri Avrupa’ya yönelik mülteci/göçmen akışı ile nasıl mücadele edeceklerini tartışırken ve aşırı sağ partiler göçmen karşıtı söylemler üzerinde yükselirken, Avrupa’da yeni bir kavram doğdu: ORBANIZATION

Bu kavram Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın soy isminden türeyen bir kavram; ilk bakışta Başbakan Viktor Orban’ın felsefi ya da ideolojik bir çalışmasının adıl gibi gelebilir ama değil; bilakis Avrupa Birliği açısından olumsuz içerikli bir kavram.

Zira Avrupa Birliği ve üye devletler  Avrupa’ya yönelik göç akışına ortaklaşa çözüm aramaya çalışırken Orban “ülkemde tek bir göçmen istemiyorum” dedi; göçmenlerin “zehir” olduğunu söyledi; “göçmene ihtiyacı olan alsın; kimseyi zorlayamayız; ama biz göçmen almayacağız” dedi. Birliğin göçmenleri kota sistemi uyarınca üye devletler arasında paylaştırma girişimini asla kabul etmedi. Birliğin göçmen yanlısı politikalar izlediği görüşünden hareketle “Brüksel’i teröristlerden yana olmakla” itham etti.[1] Kısaca göç meselesi Macaristan’da bir “isyankarın” “Brüksel’e isyanına” sebep oldu. İsyanın konusu göç meselesi ile de sınırlı kalmadı. Trump’ın ABD başkanlık koltuğuna oturması ile Avrupa’da ABD dış politikasına dair tedirginlik hâsıl olmuş iken; Trump’ın zaferi Orban’ı çok mutlu etti ve Orban bu zaferi uluslararası politikada “çok taraflılığın sonu” olarak tanımladı.

Orban sadece dış politikada değil, iç siyasette yaptıkları ile de Brüksel’i kızdırmayı başardı.  Ülkesindeki Central European University’i kapatma amacıyla, yabancı menşeili üniversiteleri hedef alan yasa çıkardı. Göç konusunda Orban’a karşı önlem alamayan Brüksel, üniversite konusunda çıkan yasa sonucu Orban’a sesini yükseltti ve taraflar arasında söz düellosu başladı. Örnek verelim; Avrupa Parlamenteri Guy Verhofstadt Orban’a “korkak” dedi[2];  yasayı Birlik hukuka aykırı bulan Avrupa Komisyonu Adalet Divanı nezdinde Macaristan’a ihlal davası açtı.

Orban meselesi “Orban bir siyasetçidir;  kendince bir çizgisi vardır; bu çizgi Birlik standart ve değerlerine aykırıdır” diyerek geçiştirilebilir mi?  Yaşananlar sadece Macaristan liderine özgü olsa ya da Orban bazı üye devletler tarafından örnek alınmayacak olsa meseleyi geçiştirmek kolay olabilirdi ama durum farklı. Macaristan gibi Polonya da Birlik değer ve standartlarından uzaklaşmakta. Polonya’da iktidar kamu televizyon ve radyosunu doğrudan hükümetin kontrolü altına aldı; Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştirdi. Hal böyle olunca Komisyon bu sefer de Polonya’yı Adalet Divanı’na götürmeye hazırlanıyor.

İşte bu noktada “Orbanization” kavramı Avrupa Birliği literatürüne girdi. “Orbanization”, demokrasi, hukuk devleti ilkelerinden sapma, Avrupa Birliği değerlerini yok sayma demek; Batı basınında ifade edildiği şekilde üye devletlerin “illiberalleşmesi”. Bir başka açıdan “Orbanization” baş kaldırmak demek. Kime karşı? Avrupa Birliği’ne başkaldırı.

Bu noktada sormadan geçmek mümkün değil: Avrupa Birliği’ne üye devletler Avrupa değerlerinden sapma eğilimi içinde iken Avrupa Birliği’nin aday devletlere Kopenhag kriterlerini uygulama konusunda kredibilitesi zarar görmüyor mu?

 

 

 


[1] http://www.breitbart.com/london/2017/06/13/hungarian-orban-accuses-eu-favouring-terrorists/, 13 June 2017

[2] http://www.euronews.com/2017/04/27/the-eu-s-war-of-words-with-hungary-intensifies-as-verhofstadt-slams-orban-in, 24 April 2017

Yorumlar