Batur Kılıç Batur Kılıç

Orta Doğu Güçler Dengesinde Yeni bir Oyuncu: Rusya

18 Ekim 2017
“ Rusya, Ortadoğu'da dengeleri değiştirmeye oynuyor. „
Orta Doğu Güçler Dengesinde Yeni bir Oyuncu: Rusya

 

Suudi Kralı’nın Ekim’de Moskova’ya yaptığı 4 günlük ziyaret sonunda ilginç bir sonuç ortaya çıktı: Son döneme kadar ilişkileri kötü olan Rusya’nın S-400 hava savunma sistemini Suudi Arabistan’a satışı.  

Sadece Suudi Arabistan değil, aynı zamanda Rusya’nın Soğuk Savaş düşmanı Türkiye de daha ileri teknoloji olan S-400 füzelerini satın alacak. S-400’ler,  kruz ve balistik füzelerine karşı bir hayli etkili bir savunma sistemidir. Bu balistik ve cruz füzelerini önümüzdeki senelerde İran sahaya sürebilecek.

Rusya’nın dikkatlice kalibre edilmiş silahlarını, Suudi karşıtı Basra Körfezi güçlerine satması geçtiğimiz yıllarda Çin’in uyguladığı metodu izleyen bir yol.  Çin, Suudilere sattığı gibi İran’a da füzelerini satıyor fakat daha gelişmiş füzeleri Suudilere satıyor, çünkü Suudiler iki düşman arasında zayıf olan durumdadır. Çin bu sayede güç dengesini sürdürmek istiyor. Rusya da benzer şekilde politikasını ‘’klasik güç dengesi’’ siyasetine doğru değiştirdi.

Henry Kissinger’ın da söylediği gibi “Barış, sadece hegemonya veya güç dengesi  sayesinde başarıya ulaşabilir.” Başka bir deyişle; hegemonya kuramayan güçler, müstakbel düşmanlarının hırslarını da içinde barındıran bir dengeyi sürdürür. Bunun tarihsel bir örneği, Napolyon savaşları boyunca Fransa’ya karşı Prusya ile müttefik olan, sonrasında ise Almanya’ya karşı Fransa ile müttefik olan Britanya’dır.  Britanya hiçbir zaman Avrupa kıtasında hegemon güç olmak istemedi, bundan dolayı da çözümü hem Fransa’nın hem de Almanya’nın kıtada egemen olmasını engellemekte buldu.

Rusya bölgenin hegemon gücü olan Birleşik Devletler’in yerine geçmek için bir araca sahip değil fakat güç dengesini etkilemek için kayda değer araçlara sahip.

Gerçek şu ki Rusya güç dengesini yönetmek istiyor, şüphesiz bu demek değil ki bunu becerebilecekler.  Rusya hava koruması, İran’a Suriye boyunca Akdeniz’e kadar ulaşan koridor sağlıyor. Bu beş yıl önce hayal edilemeyecek bir durum ve İran, kendi ülkesinden Lübnan’a kadar kuracağı bir Şii koridoru fırsatını kaybetme konusunda isteksiz olacaktır. Bu durumda, Moskova İran-İsrail savaşını engelleme pozisyonunda olmayabilir.

Bölgede bir diğer yerde, Rusya diplomatik ilişkisini sürdürme mücadelesi veriyor. Eylül’ün sonundaki Irak Kürtlerinin referandumu Rusya’yı sıkıntılı bir duruma düşürdü. Türkiye, Irak Kürdistan’ından Akdeniz’e uzanan boru hatlarını kapatmakla tehdit ediyor.  Bu durum doğrudan Rusya’nın çıkarlarını etkileyecek. Rus hükümetinin petrol şirketi Rosneft’in Irak kuzeyinde 4 milyar Amerikan doları yatırımı var.

 

Moskova, ilkesel olarak Kürtlerin ulusal hedeflerine sempatisini gösterirken, Kürtlere kısıtlama uygulaması ve Türkleri petrol akışını kesmemelerine ikna etmeye teşebbüs etmeleri için öne sürüyor. Aynı zamanda Rusya’nın Kürt petrollerindeki durumu Rusya’yı, kendi Kürt nüfusunun harekete geçmesinden korkan İran ile anlaşmazlığa düşürüyor.

Britanyalıların yaptığı gibi, Amerikanlar da Orta Doğu’daki güç dengesi politikalarında başarısız oldular ve Rusya’nın daha iyisini yapabileceğini gösteren hiçbir şey bulunmamakta.

Ancak Rusya’nın bölgeye dair planları bozan güç olmaktan çatışan çıkarların gelecekteki dengeleyicisi olmaya geçişi bir nevi diplomatik devrim meydana getirir. Amerikanlar, onlardan önceki dönemde aynı İngilizler gibi, Orta Doğu’daki güç dengesi politikalarında başarısız oldular ve Rusya’nın daha iyisini yapabileceğini gösteren hiçbir şey bulunmamaktadır. Geçmişte Ortadoğu politikasına bir ‘’Pax Sinica’’*nın egemen olabileceğine dair bir varsayım sunmuştum. Post-Amerikan bir Ortadoğu’nun ilk tezahürünü izliyor olabiliriz.

* Pax Sinica (M.Ö. 206 - İ.S. 1644) (Latince "Çin Barışı") terimi, Doğu Asya veya da Çin egemenliğindeki topraklardaki barış için kullanır. (Vikipedi)

 


http://www.atimes.com/article/russia-emerging-new-

Yorumlar