Gözde Kılıç Yaşın Gözde Kılıç Yaşın

Fileleftheros: “Emredin Sayın Çavuşoğlu”

24 Mart 2017
“ FİLELEFTHEROS gazetesinin 23 Mart 2017 tarihli sayısında Aristos MİHAİLİDİS imzasıyla yayınlanan EMREDİN SAYIN ÇAVUŞOĞLU başlıklı yorumun çevirisi şöyledir: „
Fileleftheros: “Emredin Sayın Çavuşoğlu”

“Gerçek bir tanedir: DİSİ /Demokratik Seferberlik) ve AKEL (Emekçi Halkın İlerici Partisi) tarafından DİSİ’nin eğitim ile ilgili teklifinin organize bir şekilde ileriye götürülmesi siyasi bir karardır, eğitimle alakası yoktur ve Ankara ve Akıncı’nın memnun edilmesi için (en azından AKEL açıkça bunu söylüyor) yapılmaktadır. Keza özellikle de Meclisin Enosis referandumu ile ilgili demokratik kararının, Meclis çoğunluğunun Kıbrıs Rum toplumunu Yunanistan’la birleşme politikasına geri döndürme çabası olduğu da benzeri görülmemiş sahte bir itiraftır.

Elbette Ulusal Konsey’in ‘Kıbrıs Rum tarafının Enosis politikasına geri döndüğü şeklinde Kıbrıs Türk toplumunda kasıtlı olarak yapılan çarpıtmayı’ kınadığı yönünde oy birliğiyle yayımladığı açıklamayı da (13 Şubat 2017) yalanlamaktadır. Yani Ulusal Konsey’de ne olduğunu bilmiyorlar mı? Çünkü Kıbrıs Türk toplumunda çarpıtma yapılmadığı ve Enosis politikasına döndüğümüz şeklinde protesto yapmakta haklı oldukları gösteriliyor. Önceki gün aklımızı başımıza almamız ve Enosis politikasından vazgeçmemiz (1950 yılındaymışız gibi!) çağrısında bulunan Mevlüt Çavuşoğlu’nun da yazdığı gibi, ‘Aralarında ortak sağduyu hâkim olursa Kıbrıslı Rumların kazanacak çok şeyi var’.

Ortak sağduyu hâkim olmamış olabilir ama DİSİ ve AKEL sağduyusu hâkim oldu. Akıncı’nın görüşmelerden ayrılmasından bu yana uykusuz kaldılar ve Akıncı’ya karşı yaptıkları hatayı cansiperane bir şekilde düzeltmek için hiç olmadığı kadar aktifleştiler. Birlikte ve ayrı ayrı izledikleri politikanın tamamen çıkmaz sunduğunu kabul etmek yerine kendi kendilerini rezil etmeyi, yasal devlete ve onun kurumlarına geri dönüşü olmayan bir şekilde zarar vermeyi ve onu küçük düşürmeyi (her ne kadar Cumhurbaşkanı Anastasiadis buna izin vermeyeceğini söylese de) tercih ettiler.

Bu olayın görüşmelerde krize yol açmak için Türkler tarafından kullanılması sadece Türklerin ve AKEL’in işlerine geldiği gibi kurdukları fantezilerinde var olan namevcut Enosis politikasını değil, Türk stratejisini ve Kıbrıs’a karşı hedeflerini ifşa ediyor. Siyasi yönetimimiz bir testten geçti ve nihayetinde diz çökme heveslisi olduğu kanıtlandı. Bundan böyle Kıbrıs sorunu, Akıncı ve Çavuşoğlu’nun son bir ayda belirlediği gibi yeni şartlar altında görüşülecek. Dinos Hristianopulu’nun bir dizesinde söylediği gibi: ‘Koyunlar greve gitti, daha iyi kesim koşulları istiyorlar’.

Liderlerimizin artık bunu isteme hakları var: Daha iyi kesim koşulları. Çünkü istedikleri varsayılan diğer tüm şeylerden vazgeçtiler. Görüşmeler Türk tarafının net bir şekilde hatta Çavuşoğlu’nun Washington Times’ta yayımlanan makalesiyle belirlediği çerçevede olacak. Manda devleti statüsünü ve uluslararası hukuktaki yerini arayarak.

Mesele, Türk tarafının giderek daha uç hale gelen talepleri ile Türk uyrukluların dört özgürlüğü gibi ortaya konulan yeni konular arasında şu veya bu şekilde son aylarda kaybolan görüşmelerin yeniden başlaması değildir. Kasım ayındaki Mont Pelerin’den Akıncı’nın 16 Şubat’ta ayrılmasına kadar geçen sürede diyalog olmadı. Görüşmelere geri dönüşün anlam ve perspektif kazanmaları için bir takım özlü ön koşullara sahip olması mantıklı olurdu.

Öte yandan tüm bu endişe neden? Hele ki Türkiye’de yaşananlarla bu dönemin Kıbrıslı Rumların talepleri için en kötü an olduğunun tüm dünya (liderlerimizden başka mı acaba?) farkındayken. Mademki ruhumuzu satıyoruz bari bazı karşılıklar talep edelim. Faust bile cehennemde ruhunu karşılık alarak sattı. Biz ise hiçbir şey.”

Yorumlar